Senin ateşinle yaşıyordum (Bunu da öyle olağanüstü bir göklere çıkarma sayma, bu ateşle yaşayabilmek herkesi mutlu kılar), yerden kesilmişti ayaklarım, uçuyordum. İşte bu korkutuyordu beni, nedenini bilmeden korkuyordum, ne kadar havalandığımı bilmediğim için korkuyordum belki.
Dümeni bozuk bir vapurun ağılığına benziyor ağırlığım. Vapur dalgalara şöyle diyor:"Kendimi taşıyacak kadar ağırım ama sizler için tüy gibi sayılırım."
Bak "En çok seni seviyorum," diyorum ama gerçek sevgi bu değil belki. "Sen bir bıçaksın, ben de durmadan içimi deşiyorum o bıçakla," desem gerçek sevgiyi anlatmış olurum belki.