Henüz ayrılıklar yaşamamış şehrin telsizlerle haberleşmesini
Yazıyor geceden dökülme kara kara mürekkepler
Sapanlarla vuruyorum aşkın böğrünü bir tüy yığınıyım şimdi
Ne ilkelcedir senin önünden geçmek selamsız sabahsız bir sokak ortasında
Yunanca bir şarkı çalıyor sökemediğim harflerle seni çalıyor
Ve nihayet konvoylar o resimden çıkıyor realist bakışlarla
Ezilebilirim papatyalarla ezilebilirim bir dudaktan akan şarapta
Ölümlülük ölmeyen şeyler üzerine yığılıyor kollarım uyuşuyor
Aşk bu belki de
Kimi zaman vurulası sapanlarla
Kimi zaman yaşanılası acılarla
Henüz kavuşmalar yaşamamış şehrin telsizlerle haberleşmesini
Yazıyor geceden dökülme kara kara mürekkepler
Bu şiirimi yazma eylemim bir "an" da olmuştu. Zihnim çekiç olmuştu sesime. Yazmadan önce şöyle diyordu Şükrü Erbaş: " Beni cam kırıklarıyla anımsasın insanlar, savrulan bir yaprak hüznü ve dağınıklığı ile… "
POST POETİKA