Yasin

Yasin
@reactux
Selçuk Üniversitesi - Biyokimya
Gene o günlerde olduğu gibi, ilk anlarda beraber olmanın kuvvetini ve şerefini sükût(sessizlik) içinde biraz daha fazla tatmak istiyorlar gibi konuşmuyorlardı. Fakat bu sefer yan yana gitmiyorlardı, biri ötekinin koluna girmemişti, aralarında ayrılık ve aralarında vücutlarının ılık buğusunu birbirine geçmekten meneden serin boşluklar ve aralarında son zamanların manevi uzaklığını mer'i(geçerli) bir hale getiren maddi bir mesafe vardı. Bu sükût ve bu mesafe, artık onlara birbirlerini yalnızlıktan kurtaramadıklarını hissettirmekten başka hiçbir şeye yaramıyordu.
Sayfa 63·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Neriman düşündü ve bir anda şarklıların kedileri ve garplıların köpekleri niçin bu kadar sevdiğini anladı. Hıristiyan evlerinde köpek ve Müslüman evlerinde kedi bolluğu şundandı: Şarklılar kediye, garplılar köpeğe benziyorlar! Kedi yer, içer, yatar, uyur, doğurur; hayatı hep minder üstünde ve rüya içinde geçer; gözleri bazı uyanıkken bile rüya görmüş gibidir; lapacı, tembel ve hayalperest mahluk, çalışmayı hiç sevmez. Köpek diri, çevik, atılgandır. İşe yarar; birçok işlere yarar. Uyurken bile uyanıktır. En küçük sesleri bile duyar, sıçrar, bağırır.
Sayfa 46·Kitabı okudu
Alnına bir ağrı yapışmıştı, elini başına götürdü ve saçlarının arasına soktu; Neriman'ın okşamalarını hatırlatan bu hareket onu daha çok azaba sevk etti. Elini çekti ve iki kolunu da uzatarak bıraktı.
Sayfa 37·Kitabı okudu
Hayatının bütün felaketleri bazen bir torbayı bile yerinden kaldıramayacak kadar iradesiz olmasından geliyordu. Parasını idare edemeyişi, diş ağrıları, kıyafetini ihmal edişi, başkalarına ve kendine verdiği sözlerini tutamayışı, yapılmayan vaidlerin(bir işi yerine getirmek üzere verilen söz) kendine ve başkalarına karşı utancı, hep yarıda kalmış nice tasavvurlar.
Sayfa 35·Kitabı okudu
On beş yirmi günden beri Şinasi bu odada hiçbir şeyi düzeltmek için uğraşamamıştı. Manzara berbat. Sanki fırtınalı bir gecede bütün pencereler açık kalmış ve rüzgar odanın bütün hafif eşyasını yerinden oynatmış, öteye beriye savurmuştu.
Sayfa 35·Kitabı okudu