Annem ile babam bizleri tek tek öpüp kalkıp giderlerken, "Siz de çok geç kalmayın olur mu oğlum," dedi annem, bana değil Sibel'in gözlerinin içine bakarak.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İkimiz dans eden Füsun'u seyrederken, ben onunla yaşadıklarımı dumanlı kafayla Zaim'e anlatıyordum. Arada bir Zaim'in yüzüne bir an dikkatle bakıp kıskançlık izleri görerek ve kendimi ondan kıskançlık değil anlayış beklediğime inandırmaya çalışarak, Füsun'un hayatta yattığı ilk erkek olduğumu, sevişme mutluluğumuzu, aşk kavgalarımızı ve o an aklıma geliveren bazı tuhaflıklarımı ona anlattım. "Kısacası," dedim bir ilhamla, "şimdi hayatta en çok istediğim şey, ölene kadar bu kızı hiç kaybetmemek."
"Bizde kızlarla oğlanlar niye flört etmeyi öğrenemez, biliyormusunuz çocuklar?" dedi ağabeyim. İçtiği zamanlarda yüzüne gelen sevimli ifadeyi takındı. "Çünkü flört edecek bir yer bile yok. Flörtün kelimesi de tabii yok."
Sibel'e, yüz yıl sonra Türkiye'nin de herhalde modern olacağını, o zaman bekâret endişelerinden ve ne derler korkularından kurtulup herkesin cennette vaat edildiği gibi sevişip mutlu olacağını, ama o güne kadar daha çok insanın nice aşk ve cinsellik acıları çekerek kıvranacağını, babacan bir tavırla anlattım.