Kimseye yük olmamak bir ahlak dersidir; ben kimseye yük olmuyorum! Ben kendi ekmeğimi kazanıp yiyorum; doğru, kuru bir parça ekmek, hatta kararmış bir ekmek; ama çalışarak kazanılmış, yasal ve hile hurda yapmadan elde edilmiş bir ekmek.
Pokrovski bana sık sık kitap veriyordu; önceleri uyumamak için okuyordum, sonra daha dikkatle, sonra da aç gibi okumaya başladım; önümde bir sürü yeni şey, daha önceden bilmediğim, tanımadığım şeyler belirmişti. Yeni düşünceler, yeni izlenimler bir anda, gür bir sel halinde kalbime hücum etti. Ve yeni izlenimler bana ne kadar çok heyecan, ne kadar çok mahcupluk getirdiyse, bütün ruhuma da o kadar tatlı geliyor, o kadar mutlulukla sarsıyorlardı beni. Bir anda, birdenbire, kalbime doluvermiş, kalbime dinlenme fırsatı vermemişlerdi. Bütün varlığımı tuhaf bir kaos sarsmaya başladı. Ama bu ruhsal zorlama beni tümüyle bozamazdı, bozacak kadar güçlü değildi. Aşırı hayalperesttim ve bu beni kurtardı.
Ah, ne yapacağım, ne olacak benim kaderim? Çok ağır geliyor benim böyle bir bilinmezlikte olmam, bir geleceğimin olmaması, başıma ne geleceğini tahmin edememek. Geriye bakmak da korkutucu. Orada hep acı var, bir hatırayla bile kalbim iki parçaya ayrılıyor. Beni mahveden kötü insanlar yüzünden sonsuza dek ağlayacağım!
Gerçeği keşfetmiş ve bir sanatçı olarak ilan etmişsiniz, size bir yetenek verilmiş, yeteneğinizin değerini bilin ve emin olun, siz büyük bir yazar olacaksınız!