Maalesef daha fazla devam edemeyeceğim .300 sayfa kadar şans verdim.İkinci kısma da şöyle bir baktım ama yok benlik değil .Seveni çok,saygı duyuyorum.Ama ilk defa fantastik bir evren okumuyorum .Bu kadar detaya gerçekten gerek var mıydı?Bazı paragrafları okuduğum halde kullandığı terimler sebebiyle bir şey anlamadığımı fark ettim.Kitap okumaya fırsat bulmakta zorlandığım bir dönemdeyim zaten çok uzun.Belki başka zaman tekrar şans veririm.
Aşk Diye Okunur kitabının yorumu ile geldim.Genel olarak sevmedim bunun en önemli nedeni çok sıkılmış olmam.Yani böyle paralel evren romcom hikayelerini severim ,ama bu çok vasattı.
Konusu,Gemma dört yıllık sevgilisi ile ayrılıyorlar.Acısını çekip kafa bulurken daha önce sevgilisi ile hiç tanışmadığı bir hayat diliyor.Kitap evi işleten teyzesi eski bir kitaptaki bir ritüelden bahsediyor.Kardeşi ,teyzesi ve en yakın arkadaşı Dax ile bunu yapmaya karar veriyorlar.Gecenin sonunda bir öpücükle her şeyi bitirmeleri gerekiyor.O yüzden Dax ile öpüşüyor.Gemma sabah kendini sevgilisinin olmadığı hatta Dax ile hiç tanışmadığı bir evrene buluyor.
Buna benzer okuduğum kitaplarda sevdiklerim olmuştu ama bu başından sonuna çok sıkıcıydı.Gemma gittiği evrende Dax ile aralarında geçen hiçbir şeye yükselmedim.İlk tanıştıklarında Dax hiç hoşlanmadı gibiydi .Sonra birden randevuya çıktılar.Sonra Dax’in maddi sıkıntıları,başarılı bir işi olan Gemma’ya karşı ara ara çıkışları çok saçmaydı.Böyle güçlü bir karakter değildi Dax.Yani güç sadece para ile olmaz.Ezik gibiydi.Yani diğer evrende Dax’i tanıdığı için Gemma aşık oldu.Yoksa aşık olacak bir tarafı yoktu.Ben hikayeyi şöyle olur diye düşünmüştüm.Kendi hayatlarında arkadaşlar ama diğer evrende Dax’in farklı yönlerini görüp yavaş yavaş aşık olabilirdi.Gemma zaten direk aşık uyandı.Ne yaşadıkları ne de hisleri bana geçmedi.