Dans Et Benimle kitabının yorumuyla geldim. Başlarda daha çok seveceğimi düşünmüştüm,maalesef ilerleyen sayfalarda fikrim değişti. İlk olarak konusundan sonra da hislerimden bahsedeceğim.
Konusu,Tess eşini iki yıl önce ani bir şekilde kaybetmiştir. Küçük bir kasabada kendine bir ev alıyor. Mesleği ebeliği bırakıp burada yaşamaya başlıyor . Bir yandan yasıyla mücadele ederken diğer yandan da kasabaya adapte olmaya çalışıyor . Bir gün bahçesine dans ederken komşusu ünlü bir ressam olan Ian ve onunla birlikte yaşayan ve hamile olan Bianca ile tanışıyor.Bianca çok cana yakın olsa da Ian için aynı şeyi söylemek mümkün değil.Tess’in bu kasaba halkıyla ve bu çiftle yaşadıklarını okuyoruz.
Spoiler!!!
Bahsedeceğim kısımlar kitaptaki olaylar hakkında olduğu için uyarımı baştan yapıyorum.Tess karakterini başlarda eşinin yasıyla mücadele ettiğini gördüğümüz için o depresif hareketleri bana normal gelmişti.Ama sonra Wren’in doğmasıyla onunla kurduğu bağ, bana biraz hastalıklı geldi. Elbette eline doğmuş ve sonrasında her anını birlikte geçirdiği bir bebekle bağ kurabilir bu çok normal.Ama büyükannesi büyükbabasını vermeme adına gösterdiği o hareketler biraz kaygı uyandırıcıydı bence. Sonrasında hikaye tabii ki de farklı bir boyuta geçti. Ama o kısımları yazar biraz daha farklı aktarabilirdi. Bir de Tess’in kasabayla alakalı her şeye karışması beni çok rahatsız etti. Yani bazı şeyler daha spontane olsa mutlu olurdum.Mesela başta Tess’i yabancı diye sevmeyip zamanla kabul etselerdi yaşanan olaylarla tamam ama Tess sürekli onların inadına bir şeyler yaptı. Bir de sonuçta o kasabayla hiçbir bağı yok,kasaba halkı ondan nefret ederken Wren’i orada büyütmeyi hayal etmesi falan çok saçma geldi.
Ian karakterini sevdim.Tess ile diyalogları ve atışmaları çok eğlenceliydi. Ama Ian ,Tess’e