Yeter Ki Sen Mutlu Ol kitabının yorumu ile geldim.Bu aralar güzel kitaplar okuyorum maşallah aman nazar değmesin.Bu kitabı da bayılarak okudum.İlk olarak konusundan sonra da hislerimden bahsedeceğim.
Konusu,Michelle annesini ölümüyle farklı bir hayata geçiş yapıyor.Annesinin Vermont’taki küçük pansiyonunu kız kardeşi mezun olana kadar işletmesi gerekiyor.Kendisi eşinden yeni boşanmış Seattle’da yaşayan başarılı bir reklamcı.Copper Ron’da bu pansiyonu işletirken komşusu Cliff ve kasaba halkıyla yaşadıklarını okuyoruz.
Kitaba tek kelimeyle bayıldım.Hikaye 97 yılında geçiyor ,çok hoş bir nostalji oldu benim için.Michelle çok güzel bir karakterdi.Bazı çiçekler her toprakta açmaz sözü ispatı olabilir.Dıştan sert ve duvarları var gibi görünse de şans verildiğinde katmanlarından çok güzel sıyrıldı.Çok asil bir karakterdi bence.Her haline ,tavrına bayıldım.Cliff ise ahh Cliff bu kadar tatlı bir karakter olunmaz ama.Samimi ve temas bağımlısı halleri,esprili mizacı ve 10/10 babalığıyla muhteşem bir karakterdi.Aşkları başta Michelle’nin Cliff’i sürekli süzüp güya katlaması temalı giderken ,zamanla çok güzel arkadaş oldular.Sınırlar tabi bir nokta bulanıklaşsa da Michelle ‘nin kasabada kısa bir süreliğine kalacak olması çiftimizin birbirine adım atmasına engel oldu.Ama Cliff duygularını her zaman filtremeden söyledikçe ben de Michelle gibi mest olsun.Kızları çok tatlıydı,ilişkileri mükemmeldi.Cliff karakter gereği aslında hasarlı biriydi.Yani geçmişte daha kendi çocukken baba olması ve süregelen evliliğine bakınca yaşadığı şeyler gerçekten zordu.Ve karısı bir noktada kasabayı terk edip hep hayali olan büyük şehirde yaşamaya gitmiş.Eski karısına belki körkütük aşık değildi ama ayrılmayı o istediği için boşandılar.Terk edilen olsa bile kin tutmadı karısına. Onun kararına saygı
Bayılarak okuduğum bir kitabım yorumu ile geldim. Abby Jimenez yine şaşırtmadı beni .Bu kadının çıkardığı her kitabın aşk romanı alanında aday gösterilmesine şaşmamalı.İlk olarak konusundan sonra da hislerimden bahsedeceğim.
Konusu ,Vanessa’nın ailesindeki kadınlarda kalıtsal olarak kas hastası olma ihtimali çok yüksek bir oranda.Her hastalığın seyri farklı olsa da onların türü genelde 30 yaşından ötesini göremiyorlar.Ablasını da 30 yaşında bu hastalıktan kaybedince hayatının son yıllarını dolu dolu geçirmek için birikim yaptığı az miktarda bir parayla dünyayı gezmeye başlıyor. Farkındalık oluşturmak için hem hastalığıyla ilgili hem de gezdiği yerleri paylaştığı videolarla YouTube’da fenomen oluyor .Uyuşturucu bağımlısı kardeşi hamile kalınca ona destek olmak için bir süre yerleşik hayata geçiyor.Bebek doğduktan bir süre sonra kardeşi evi terk edince küçük yeğeni Grace ile ilgileniyor.Bir gece Grace’in ağlama krizlerinden rahatsız olup gelen komşusu Adrian ile tanışıyor.Vanessa kendi hayatı ile boğuşurken bir cankurtaran gibi gelen Adrian ile yaşadıklarını okuyoruz.
Spoiler vermeden yorum yapmak istiyorum.Çünkü yorumumu spoi yemeden herkesin okumasını ve bu kitaba şans vermesini istiyorum.İlk olarak yazarın kalemi inanılmaz akıcı.Bir gecede bitirdim.Bölüm başlarındaki o özet gibi kısa cümlelere bayıldım.Karakterlerin iç sesleri ve karşılıklı diyalogları çok güzeldi.Vanessa’nın babası ve kardeşlerinin hayatlarını düzene koymak için gösterdiği çabayı okurken kalbim kırıldı.30 yaşından sonra hayatta olma ihtimalinin %50 olması bu konuyu daha da zorlaştırıyor onun açısından.Öldükten sonra kendilerini idare edecek duruma gelmeleri için çok mücadele etti.Bu kısımlarda hem üzüldüm ama sonunda hepsiyle gurur duydum.Adrian ile İlişkileri de çok güzeldi.Arkadaşlıktan aşka bir
Hayat Çok KısaAbby Jimenez · Epsilon Yayınevi · 202626 okunma