Bir şeyi gerçekten arzulamak ve peşinden koşabilmek için çöküşün yarattığı o acı halini hissetmek ve yaşamak zorundayız. Bu olmazsa olmaz. Bundan kaçamayız. Bilmemiz gerekir ki ancak bu acıyı yaşadığımızda ulaşacağımız haz bir anlama kavuşacaktır.
Dopamin sadece ödülün kendisine kavuştuğunuzda salınmaz. Ödülü düşünmek, onunla ilgili hayaller kurmak da dopamin salgılatmaktadır. Elbette ödülün kendisinin vereceği gibi yüksek bir dopamin salgılanmasından bahsetmiyoruz. Daha az ama yine de düşündüğünüzde yüzünüzde gülümseme oluşturmaya yetecek kadar küçük zirveler söz konusu.
Temel anayasası homeostaz üzerine kurulu bir bedende sadece haz ve gazdan oluşan bir fizyoloji sürdürülebilir değildir. Haz olması için acı olması lazım. Tokluk olması için açlık olması lazım. Özetle beyazın mükemmelliğini anlamak için ara sıra siyahın içinde yaşamak lazım.
Çok sevdiğiniz diziyi izlerken illaki bir şey yemek istiyorsanız o zaman tercihinizi normalde tüketmekten pek haz almadığınız, sağlıklı bir yemekten yana kullanabilirsiniz. İnanın dizinin oluşturduğu dopamin coşkusu ve heyecanı içinde yiyeceğiniz zeytinyağlı sebze yemeği ya da salata da gayet iyi gelecektir.
Koşullar ne olursa olsun asla farklı dopamin kaynaklarını bir araya getirip kombine etmeyin. Bu uyarımız muhtemelen size abartı gelecek ama sorgulamayın, düşünmeyin ve sadece kurala uyun.