"Çünkü bir insanı etkilemek ona kendi ruhunu vermektir. Etkilenen kişi artık kendi fikirleriyle düşünemez, kendi tutkularıyla yanıp tutuşamaz hale gelir. Sahip olduğu erdemler bile gerçek değildir artık. Günahları bile ödünçtür ;günah diye bir şey varsa tabii. Artık bir başkasının müziğindeki bir yankıdan, kendisi için yazılmamış bir rolü oynayan oyuncudan ibarettir. Oysa yaşamın amacı kendi kendini geliştirmek, tekamül etmektir. Dünyaya gelme sebebimiz özümüzün farkına varmaktır. Bugünlerde insanlar kendilerinden korkar oldu. Görevlerin en ulvisini, kendilerine karşı olanı unuttular. Hayırseverler hayırsever olmasına, açları doyurup yoksulları giydiriyorlar. Gelgelelim kendileri çırılçıplak, ruhları açlıktan kıvranıyor. Cesaret denilen şey insanlığı çoktan terk etmiş. Belki de hiç cesur olmadık. Ahlakın temelindeki toplum korkusu, dinin sırrı ise Tanrı korkusu :İşte bizi yöneten iki şey. "
"Bir fikrin değerinin, onu ifade edenin samimiyetiyle yakından uzaktan alakası yoktur. Aslında kişi ne denli samimiyetsizse fikrin de entelektüel açıdan o derece değerli olması beklenir zira bu durumda fikir kişinin arzuları, istekleri ve önyargılarıyla lekelenmemiş demektir. "
... "içine duygu katılmış her portre sanatçının portresidir aslında ;modelin değil. Model yalnızca bir vesile, bir raslantıdır. Ressamın açığa çıkardığı şey model değildir ;boyalı tuvalin üzerinde asıl ifşa edilen ressamın kendisidir. Bu resmi sergilemel istemememin sebebi ruhumun sırrını ele verme korkusudur. "