Ama aramızdan bazıları
Boyunları bükük, yürüyorlardı,
Ve biliyorlardı, vadeleri dolmuş olsaydı,
Kendileri de çoktan ölmüş olacaklardı:
O sadece canlı bir şeyi öldürmüştü,
Cellat ise çoktan ölmüş bir şeyi.
Ne ellerini ovuşturdu, ne gözyaşı döktü,
Ne etrafına bakındı, ne hasretle bitap düştü,
Yalnızca havayı içine çekti, sanki
Havada bir şifa, bir derman varmış gibi;
Öylece ağzını açtı ve içti güneşi
Güneş sanki şarapmış gibi!