Uzuuun bir reading slump döneminden sonra geri döndüm... Eskiden de inceleme pek yazmazdım ama bu geri dönüş bunu hak etti bence. Bu arada söylemeden edemeyeceğim: Buraya ne olmuş? Ara ara girip alıntı yazdığım oldu ama çok vakit geçirmiyordum burada. Kitlesi, uygulama vs. biraz ama hoş olmayan şekilde değişmiş ama bu başka ve uzun bir konu. Biz kitaplardan devam...
En son ne zaman düzenli okuyordum hatırlamıyorum ama ani bir kararla okumaya geri dönmek istedim. Sanırım eskiden çok sevdiğim çok sık yaptığım bir şeyden bu kadar uzak kalınca bunun ihtiyacını, özlemini tekrar hissetmeye başladım. Uzun süre önce hazırladığım alfabe listesi de başlamak için harika bir başlangıçtı ve işte o listenin ilk kitabı: Ademden Önce
Öncelikle bu Jack London'ı üçüncü okuyuşum. İlk Yıldızlar Gezgini'yle tanışmıştım ve okuduğum en zor kitaplardan biriydi. Kızıl vebayı okumuştum, o güzel gitmişti. Bu kitaba da ön yargısız başladım. Konuları da benzer gibi. Y.G'de astral seyahat yapıp yaşamları anlatıyordu, burada da rüya alemindeki tarih öncesine ait bir yaşamını. Bu kitap daha kısa olduğu için okuması da daha kolaydı ama şunu anladım: Biz London'la aynı kitaplığın insanı değilmişiz. Hani okuyorum, hikaye ilerliyor ama ben o olayların içinde değilim. Anlatmak istediği de bana geçmiyor. Konu, kişi takibini yapmak da yorucu oluyor. E böyle olunca da kitabın bir anlamı kalmıyor. Seveni çok seviyor ama benim için okuduğum son Jack London kitabı olacak sanırım. Ha bu arada her ne kadar gerçek dışı olsa da düşme hissiyatını edebi mi denir felsefi mi denir her neyse kitabın konusuyla çok güzel bağlamış. O kısmı beğendim. Genel olarak kitap ve yazarla ilgili düşüncem bu şekilde. İlerde değişir mi bilemiyorum.
Benden şimdilik bu kadar. Okumaya devam edebilirsem başka kitaplarda görüşürüz...