Arkadaşları durmadan kazma sallıyor, her an yüzeye yaklaşıyormuşlar gibi kazma sesleri gittikçe belirginleşiyordu. İnsan bitiyordu topraktan, gelecek yüzyıla ürün vermek üzere yavaş yavaş filizlenen, pek yakında yerküreyi sarsarak başverecek olan, öç almak için yanıp tutuşan, kapkara bir insan ordusu boy atıyordu.
Eski köhne toplumun ortadan kaldırıldığını, son kırıntısına dek temizlendigini kabul edelim diyordu; bu durumda, kurulacak yeni dünyanın da eski haksızlıklar etkisinde kalıp yozlaşması, bazı insanların hasta, bazılarının sağlam , her şeye el koyanlanların günden güne daha becerikli, daha zeki kişiler olması, geri kalanlarınsa gittikçe ahmaklaşarak, tembelleşerek köle durumuna düşmesi olası değil miydi acaba?
Yüzyıl sona ererken hepsini silip süpürecek kanlı bir devrim gecesi geliyordu gözlerinin önüne. Evet, ellerinden kurtulan, dizginlerini kıran halk bir akşam işte böyle yollara dökülecek, kentsoyluların kanı dereler gibi akacak, halk kesik kafalarını mızrakların ucunda gezdirecek, kırılmış çekmecelerden çıkan altınlar sokaklara saçılacaktı. Kadınlar uluyacak, erkekler şimdiki gibi önlerine çıkanı parçalamak üzere ileri uzatacaklardı kurt çenesine benzeyen çenelerini .