Her gelişimde, ne kadar zaman geçtiğini ona bakarak anlıyorum. Sayılar benim için bir şey ifade etmiyor. Az önce olmasıyla on sene önce olması arasında bazen hiçbir fark olmuyor. Çünkü bilirsiniz, takvimlere bakarak tayin edilen zaman sadece buz gibi bir matematiktir. Oysa özlemekler sayılmaz. Özlemekler bilhassa yalnız kaldığınızda gelir suratınıza kürekle vurur.
Kızgın olduğumu anlasın istedim. Hatta neye bu kadar kızgın olduğumu anlayıp bana da söylesin istedim. Umduğum gibi olmadı. Olmayınca olmuyor işte. Hayat zaten işlerin hiç de umduğunuz gibi olmadığı yerdir.
Sonra öyle durdum biraz. Bir süre Afrika kıtası yokmuş gibi davrandım. Tekerlek icat edilmemiş, ıspanak bir sebze değilmiş gibi... Yok sayınca yok oluyor çok şey, her şey değil.
Ankara’yı konuşuyoruz. Ankara’yı ne kadar sevdiğimizi. Ankara’nın bir şehir değil, bir halet-i ruhiye olduğunu söylüyor Evren. “Ankara çok değişti diyorlar ama değişmeyen, değişmeyecek, değişemeyecek şeyler var,” diyor.