İkra

Felaketin bazen kendine ait bir havası vardır. Onun yaklaşmakta olduğunu insan yüreğinde soğuk soğuk duyar; şen ve güneşli bir gün, güneşin üzerinden bir kara bulutun geçmesiyle, dünyanın benzinin solup kül oluvermesi gibi.
Sayfa 125·Kitabı okudu
Reklam
İnsan bir mevsimde bir ağacın muayyen bir dalında bir yemiş buluyor. Yiyor ve hoşuna gidiyor. Bir-iki mevsim sonra yine aynı dalda aynı yemişi arıyor, ya yemiş o dalda bulunmuyor ya da bulunursa hoşa gitmiyor. Belki de yemişi arayan değişmiş bulunuyor.
Sayfa 124·Kitabı okudu
Doğum, hastalık, ölüm Allah'ın emri. Anladık! Fakat ne bileyim, özlediğin bir işte çalışmadan, içine doğduğun şu dünyanın ötesini berisini hiç görmeden, taş üstüne bir taş koymadan, bir ağaçcağız olsun dikmeden, bir günceğiz olsun şunun bunun eteğini öpmeden yaşayamamak ve böylece dünyadan defolup gitmek de Allah'ın emri değil a!...
Sayfa 57·Kitabı okudu
Dağda taşta insanların sahtekarlığı yoktu. Dağ taş yalan söylemiyor, ben katıyım diye doğrusunu söylüyordu.
Sayfa 45·Kitabı okudu
Felaketler yalnız gelmezlermiş, bir tane değil, insanın başına birkaç tanesi birden yığılırmış.
Sayfa 44·Kitabı okudu
Reklam