Şu akıp giden vakt, hangi yüzlerden örülmüş, hangi renge bürünmüş,
Bir tebessüm, bir ince bakış, tarih boyunca, mevsimler içinde, kaç yüzyıl
İvmesiz ve sakin, sırasını beklemiş
biliyor musun?
Bu yer ve bu gök ağrısı düşmeseydi insanın çürüyen aynasına
Kırılmasaydı o saf, ilk anın resmi çıkarların falında
Dünyadan üryan, toprakla yaralı
Suya kanlı boynumu elbet dökerdim yamacına.