Adam bulanık bir düşten uyanıyor
Düzlükler ve hançerlerle dolu bir düş
Sakalını sıvazlıyor ve soruyor kendine
yaralandım mı yoksa ölü müyüm?
Ayın altında kötülük andı içmiş
Büyücüler düşmeyecek mi peşine?
Yok bir şey. Soğuk yalnızca. Belki de
Yaşamın son yıllarının acısı.
Uyumsuzluk pusudadır. Her atılan adım
Düşüş olabilir. Ağır kanlı tutsağıyım
Ben uyku sersemi bir zamanın,
Ne gün doğumu belli ne gün batımı.
Sürgit bir gece. Başkaları yok. Dizelerle
İşleyip yoğurmalıyım yavan evrenimi.
Kimse yok senin yanında.
Dün gece bir adam öldürdüm savaşta.
Yaşam dolu ve uzun boyluydu, Anlaf’ın soylu kanından.
Bağrına saplandı kılıç, hafifçe soldan.
Yere yuvarlandı, bir nesne oldu
Kargaların önünde.
Boşuna bekleyeceksin onu, görmediğim kadın.
San suların üstünden kaçan gemiler
Geri getirmeyecek onu.
Gün doğarken,
Arayacak onu düşünden uzanan elin.
Döşeğin soğumuş.
Dün gece bir adam öldürdüm Brunanburh’da.