Aslında kaybedenlere bir aidiyet ve sığınma duygusu aşılayabildiği gibi, geleceğe dair ümitvarlık yaratabilmesi, RP'nin 90'lardaki en önemli başarısıydı.
İşçiler, sadece 12 Eylül yönetimi eliyle haklarının budanmasına maruz kalmadılar. Aynı dönemde küresel kapitalizmin sendikasızlaştırma, taşeronlaştırma, kayıt dışı ekonomiye kayma gibi yönelimleri öne çıkaran pratikleri de işçileri olumsuz etkiledi. Devlet'in de, sözleşmeli personel gibi kapsam dışı uygulamaları ve mevsimlik işçiliği yaygınlaştırarak bu sürece ayak uydurduğu görüldü. İşçilerin önemli bir kısmının devlete ve topluma yük olduklarına ikna edilmeleri, aynı dönemde giderek yükselen rant ekonomisi nedeniyle sadece parayla para kazananların bu kadar eleştirilmedikleri anımsandığında, çalışanların kamuoyu oluşturmalarını zorlaştıran bir başka unsurdu. Artık, "sefaletin edebiyatını" yapmak ayıp sayılıyordu; tıpkı bir yolunu bulup zengin olamamanın ayıp sayılması gibi.
İktisâdî tabloyu değiştirme vaatleriyle iş başına gelen DYP-SHP Koalisyonu, tüm bu göstergelerde ciddi bir rahatlama sağlayamadığı için, Siyasal İslâm'ın izleyen yıllardaki seçim zaferlerini adeta kendi elleriyle hazırlamış oldu. Merkez Sağ anlayışın uyguladığı iktisat politikaları daha fazla işsiz ve umutsuz insan anlamına gelirken, bu rahatsızlıkların akabileceği bir mecra olan merkez sol partinin de hükumet ortağı olarak bu başarısızlıklardan sorumlu tutulması, Refah Partisi'nin (RP) yükselişinin önemli bir nedenini oluşturuyordu.
İngiliz komünisti Churchill'ci, Fransız komünisti De Gaulle'cü olduğunu iddia etmez amma bizimkiler Atatürkçüyüm demekten utanmazlar. Komünistler, her yerde komünisttir ama bizde üstelik utanmazdır da.
G. Antep'in bir köyünde ihtiyar bir Türkmen ağası "Türk'ün cihangir olacağından şüphe edersen kâfir olursun", dedi ve ilâve etti: "Türk kırılmış kırılmış iki kız iki oğlan kalmış; bir dağın ardına sinmiş üremiş, türemiş, bir kurdun deliğinden çıkıp cihana hükmetmiş, şimdiki hâlimiz ondan daha kötü değil. Türk İslâm'ın kılıcıdır. Yeryüzünde nizamı temin için halk edilmiştir." Kalkınmamız bu ihtiyarın bu imânı üzerine bina edilebilir ancak önce şunu tespit edelim ki, biz geri bir millet değiliz. Gerilik, tembellik, aptallık, ahlâksızlık ve imânsızlık milletimizin vasıfları arasında değildir.