Bilim adamlarının yaptıkları araştırmalara göre, bir canlı kanadını saniyede 16 kezden daha fazla çırptığında, kanadın yapısı ve özelliğine göre belirli sesler çıkarmış. Bilim adamları bu sesi bir müzik notasıyla (sesiyle) eşleştirerek o canlının kanadını kaç kez çırptığını bulurlarmış. İşte bu yapılan araştırmalara göre, karasinekler kanatlarını saniyede tam 352 kere çırpıyorlar ve "fa" sesi çıkarıyorlarmış; balarıları da 440 defa çırparak "la" sesini...
Yazarlar gülmece ağırlıklı dizeler söylerler de, bilim adamları araştırmalarına gülmeceyi bulaştırmaz olurlar mı? Elbette bulaştırırlar. Bu araştırmayı yapan bilim adamları 440 kez kanatlarını çırpan balarısının "la" sesi çıkardığını saptadıktan sonra, "Eğer bu arıların karınları boş olsaydı ne sesi çıkarırlardı?" diye ikinci bir araştırma daha yapmışlar. Sonunda görmüşler ki, karınları boş olan arılar "si" sesi, yani bir ton farklı bir ses çıkarıyorlar.
Yanımızdan bir kuş geçerken, onun kanat sesini duymayız. Ama pencerenin önünde yem yerken birdenbire havalanan serçe sürüsünün "pırrrr" sesini duyarız. Ünlü şairimiz Melih Cevdet Anday, güvercinlerin pencerenin önünden birdenbire havalanışlarını şöyle bir dizeyle anlatır:
"Güvercin / Pencerede kopan alkış."
Yazar-öğretmen Abbas Cılga bir gün, bir konuşmasında, dünyada en acımasız varlıkların çocuklar olduğunu söylemişti ve bunu şöyle açıklamıştı: "Küçücük bir çocuğun daha yürümeye yeni başladığı bir dönemde bile ilk yaptığı iş, yerden bir taş alıp kuşlara atmak ya da ayakkabısının yanından geçen bir böceği en küçük bir kaygı duymadan üstüne basıp öldürmektir."