Aslı

Aslı
@redframe
“Böyle şiir olmaz, diyeceksin; biliyorum. Ama böyle dünya olur mu?”
8/10
·159 syf.··
2024 20. kitabı
15-20 sene önce okumuştum ilk kez. O zamandan bu zamana bir yer etmişti bende. Tekrar okumamam daha iyi olurmuş sanırım, en azından tatlı hatırlardım. :') (Not: Spoiler içerir.) Yine seviyorum bu kitabı ama okurken mahvoldum. Kardeşlerin yaşadıkları, birbirlerinden ayrılmak zorunda kalmaları, özellikle ablaları Feten'in maruz kaldığı kötülükler, şiddet... Okurken onu oradan alıp kurtarmak istiyorsunuz. Çocukluklarını doya doya yaşayamamış, bir arada kalmaları bile çok görülmüş dört kardeş. Çok üzülerek okudum. Çocuk kitabı diye kalmıştı aklımda ama bir çocuk için ağır gelecektir. Okuması kolay, kardeşliğin ve yardımlaşmanın önemine dair çok da güzel bir kitap. Bunlar artıları. Yine söğüt dalından düdük yapılması benim de çocukluğumu hatırlatan tatlı bir detaydı. En azından bu dört kardeşin bir yerlerde bir araya geldiklerini okumak isterdim hatta buna dair ufak bir cümle bile yeterdi, gerisini hayal gücümüzle biz hallederdik.
Dört KardeştilerGülten Dayıoğlu · Altın Kitaplar · 20222,532 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·64 syf.··
2023 37. kitabı
Çocukken okuyamadığım kitapları maalesef şimdi okuyorum. Çocuk kitaplarını çok fazla seviyorum, hepsini okumak istiyorum. Öyle güzeller ki hepsi ve öyle çoklar ki... :') Ama "bir çocuk" olarak okumanın tadına asla varamayacağım. Bunun telafisi yok, can sıkıcı. Kitaptaki son öykü şöyle bitiyor: "Sahi, o lapçınlara ne oldu acaba? Sonradan bunu anneme sormayı hiç akıl etmedim. Şimdi de soramam. Çünkü artık annem yok." Kitabın son cümlesi, pat diye: "Çünkü artık annem yok." Sarsıcı bir cümle bence. Bir çocuk zihni bu cümleyi nasıl değerlendirir, çocuk okuduktan sonra ne hisseder merak ediyorum mesela. "Önce kum üstüne çomakla çizilen kuru ağaç, hepimizin çabası ve beğenisiyle gerçekten göz kamaştırıcı bir görünüme bürünmüştü." Bu cümleyi sevdim, anlatmak istediği şey tatlıydı. Kitapta geçen "aşık" diye bir oyun var. Koyunların ve keçilerin arka bacaklarında bulunan dört yüzlü kemikle oynanan bir oyun imiş. Bu kemiklere "aşık kemiği" deniyormuş. Aşık atmak deyimi de buradan geliyor olsa gerek. Çocuk kitaplarından bile öğreneceğimiz şeyler var hâlâ... Bu kitapta beni çeken şey ise ismindeki "kırmızı" oldu.
Kırmızı BisikletGülten Dayıoğlu · Altın Kitaplar · 2011122 okunma
Dışarıya bakmak istiyorum, işlerin bu kadar zor olmadığı yerlere
9/10
·129 syf.··
2023 9. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 02 Mart 2023 23:55
Sürgün Günlükleri, Yannis Ritsos'un Yunan İç Savaşı sırasında sürgün edildiği kamplarda yazdığı kimi uzun kimi kısa şiirlerden oluşuyor. Neredeyse her gün yazılmış. Ayrıca bir isimleri yok, yalnızca tarih atılmış üzerine. Şiirden ziyade, kitap isminden de anlaşılacağı üzere bunlar daha çok günlük olarak nitelendirilebilir. Maalesef ki Ritsos gibi binlerce kişi bu kamplarda sürgünmüş. Ritsos bu günlüklerde orada vaktin nasıl geçtiğinden, neler yaptıklarından, neler hissettiklerinden, o sınırlı alanda görebildiği her şeyden yalın ve etkili bir dille bahsediyor. Kitabın kapağında yer alan dikenli telleri şiirlerde de sıklıkla görüyoruz. Örneğin: "Nerede bu tel örgünün sonu? Salyangozlar öldürülenlerin giysileri arasında sürünüyor. Ama sadece ölmek için gelmedik bu dünyaya. Gün ağarırken limon kabuğu kokusu geldiğine göre." Kitapta sanırım en beğendiğim kısım burası oldu ve son dizeler bana tatlı bir umut verdi. Kamp şartlarına da değinmek istiyorum. Sunuştan şu kısmı alıntılıyorum: "Erkek, kadın ve çocuklardan oluşan yirmi bin sol görüşlü sürgün çadırlarda kalıyor, önce bir yerden başka yere, sonra tekrar eski yerine taş taşımak gibi anlamsız ve aşağılayıcı işlerde çalıştırılıyordu. Kamp aynı zamanda egemen sınıfların ideolojisini benimsetme amacını güden bir yeniden eğitim merkezi işlevini de görüyordu. Sürgünler Ritsos'un imzalamayı reddettiği bir 'pişmanlık dilekçesi' imzalamaya zorlanıyordu. İşkence ve idamlar gündelik hayatın bir parçasıydı." Geçirdiğimiz korkunç günlerde okumak, daha da etkileyici kıldı Ritsos'un yazdıklarını. Yaşananlar farklı olsa da acılar çok benzerdi. Ritsos bana çok umutlu biri gibi geldi, yazdığı bazı şeyler iyi hissettirdi. Yukarıda belirttiğim gibi. Sonlara doğru ise bu umudun azaldığını sezdim, ki sunuşta da bundan şöyle bahsediliyor:
Sürgün GünlükleriYannis Ritsos · İş Bankası Kültür Yayınları · 2021351 okunma
6/10
·75 syf.··
2022 16. kitabı
Kitabın arka kapağında yer alan paragraf çok ilgi çekici ve kitabı merak ettirdi bana. Konusu çok iyi bence. Ama umduğumu hiç bulamadım. Belki 400-500 sayfa anlatılabilecek bir şey 75 sayfaya indirgenmiş. Akıcı diyebilirim. Fakat her bölüm başlangıcı birbirinden bağımsız, yeni bir karakter görüyoruz çat diye. Kısacık kitap için fazlaydı, adapte olmak biraz zor. Keşke derinlemesine bir anlatım olsaydı, keşke hikayenin devamını da okuyabilseydik. Çok eksik kalmış bir kitap.
CanavarStephen Crane · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20194,218 okunma
Beklenmedik Son
8/10
·75 syf.··
2022 15. kitabı
Spoiler içerir. Kitap bir mandalina ile balinanın tanışmasını, dostluklarını şiir biçiminde anlatıyor. İçerisinde çizimler de var. Dağlarca'nın çocuklar için yazdığı kitaplardan biri. Ben de son sayfalara gelene kadar bunun çocuklar için çok tatlı bir kitap olduğunu düşünüyordum. Sonunda balina, mandalinayı “üşümen bitsin diye / sevdiklerine ulaşasın diye / senin mutluluğunu / senden çok seviyorum diye” diyerek Akdeniz'e, evine götürüyor. Vedalaşmaları bile üzücüyken sonunda, “Ölümü” başlıklı şiirde balinanın ölümünü okuyoruz. :( Bunu beklemiyordum. Bir çocuk için sarsıcı olabilir. O yüzden ben bir çocuğa bu kitabı hediye edecek olsam bir gün geri vermek kaydıyla o sayfayı yırtabilirdim sanırım. Çocuklar ölümü de bilmeli elbet ama yine de kitabın dünyasına daldığımda böyle bir son beklemiyordum.
Balina İle MandalinaFazıl Hüsnü Dağlarca · Yapı Kredi Yayınları · 2012240 okunma