"Duygusal sahnelerin tasvip edilmemesi, güçlü duygulardan korkmayı, insanın kendi öfkesi ve nefretinden korkmasını ve gerçekle yüzyüze gelmekten korkmayı getirir çünkü gerçekle yüzyüze gelmek öncelikle öfke ve nefrete yol açar. İnsanın dünyayla başedip onu değiştirebilme ya da en hafif biçimiyle olsun, kendi kaderini etkileme kabiliyetine duyduğu özgüvenin eksikliğiyle bir araya gelen öfke ve nefret korkusu, dünyanın ve onun üzerinde yaşayan insanların çoğunun iyi olduğuna ve en banal, en ilkel eğlencelerin çok zevk verdiği, derin hazlar sunduğu yönünde aptal bir inanca yol açar."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"TULUM HAYRİ
-Şimdi kartondakini de siz okuyun hocam! Biz de dinleyelim.
SUSAK CAFER
(Öfkeyle ruloyu açar ve okur.)
-Bravo hocam. Yutmadınız. Tebrikler. Hiç ummazdık sizden doğrusu! Aşkolsun, yakaladınız! Şunu bilin ki sayın hocam, biz Kemal Paşa'nın"Gençliğe Sesleniş"ini kartonsuz da okuruz. Hem de tek yanlışsız! İmza Hababam Sınıfı."
"KALEM ŞAKİR
-Doğru! Dünyanın parası var İsviçre’de. Bizimkilerin paraları bile orada!
MÜDÜR
-Höyyyt! Paradan çok, medeniyet var İsviçre’de. Herifler yirmi beş kuruşa tenezzül mü edecekler?
GÜDÜK NECMİ
-Belki kadınları eder, medeni olmadıklarından...
MÜDÜR
-Nereden biliyorsun medeni olmadıklarını?
GÜDÜK NECMİ
-Seçim hakları yok da bizim kadınlar gibi..."