Reyhan

Reyhan
@redlorryyellowlorry
okyanusun ortasında bir ada
ihraç fazlası öğretmen
ELL
23 Mayıs
300 okur puanı
Nisan 2018 tarihinde katıldı
6/10
·56 syf.··
2026 14. kitabı
Üniversitenin son senesi, mezuniyet yılı pandemiye denk gelmiş, bunalımlardan bunalım beğenirken bölümün derslerini de vermek zorundaydım. İşte böyle bir senede Tiyatro dersinde Harold Pinter ile tanıştım. Pinter sessizlik ve gerginliğin gücünü bir araya getiren tiyatro yazarı aynı zamanda oyuncudur. Samuel Beckett gibi absürd tiyatroya yakın bir tavrı var. Bunu inkar edemeyiz. Ama Pinter'ın eserlerinde anlamsızlık ve belirsizlik hissi de baskındır. Aynı zamanda günlük yaşamın olağan akışında bir şeylerin yanlış gittiğini de hissettirir okura. Pinter anlatacğı şeyi yarım bırakır, anlatmaz veya lafı dolandırır. Bu yüzden onun tavrı daha çok ona has bir şekilde "Pinteresk" olarak ifade edilir. Bu eserde ise Pinteresk tarzı yoğun bir şekilde hissediyoruz. Gus ve Ben iki seri katildir. Bu aslında okuyucuların yorumu. Yazar bize bu iki kişinin tetikçi olduğunu direkt olarak söylemez. Biz sadece yeni görevleri için bodrumda bekleyen iki kişi olduklarını biliyoruz. eser boyunca neyi beklediklerini bilmezken servis asansöründen anlamsız istekler gelmeye devam eder. Sürekli tekrar eden, ezberlenmiş gibi süregelen diyalogların ardından Gus sahneden çıkar ve tekrar geri döndüğünde Gus'ın mı yoksa Ben'in mi hedef olduğunu bilmediğimiz muğlak bir durumda buluruz kendimizi. Hissizliğin ve zamansızlığın içe içe olduğu, beklemenin zevkine varacağınız kısa bir eser. Kitapla ve saygı ile kalın.
Git Gel DolapHarold Pinter · Mitos Boyut Yayınları · 2013147 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·646 syf.··
2026 13. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2026 13:59
Uzun süredir bu kadar zevkli bir kitap okumamıştım. Tadı damağımda kaldı diyebilirim. Gizem, aşk, çıkar ilişkileri, cinayet, suç... Aradığım kanı buldum 1K okurları. Mikael Blomkvist, saman altından su yürütüp yasa dışı bir şekilde zengin olanların ipliğini pazara çıkaran bir gazetecidir. Milenyum dergisinde çalışan Blomkvist bir gün sağlam bir taşa çarpar. O zaman kadar yayımlandığı tüm makaleler ile ün, saygınlık ve güvenirliğe sahip olan Blomkvist ise yaptığı hata ile her şeyini kaybeder. Bir gazeteci olarak okurların güvenini kaybetmiş olmak ise hepsinden kötüdür. Bu kötü olay sayesinde yolları Henrik Vanger ve ailesi ile kesişir. Henrik Vanger yıllar önce kaybolan yeğenini aramaktadır. Harriet Vanger, Henrik Vanger'in biricik yeğeni, her sene düzenlenen aile toplantısı sırasında aniden ortadan kaybolur. Henrik bunun bir kayıp değil cinayet olduğuna emindir. Katilin aileden biri olduğuna dair hiç şüphesi yoktur. Blomkvist'i ise bu olayı bir kerede onun araştırması için işe almak ister. Zaten her şeyini kaybetmiş olan Blomkvist ise her ne kadar istemese de bu teklifi kabul eder. Bir diğer ana karakter olan Lisbeth Salander, bir güvenlik şirketinde araştırmacı olarak çalışır. Görevi, müşterilerin istekleri doğrultusunda insanların sırlarını araştırmaktır. Kısacık saçları, piercingleri, dövmeleri ve soğuk bakışlarıyla tuhaf bir tip olan Salander'in yolu ise Blomkvist ile karşılaşır. Salander araştırmaya yardım etmeye başlar. Bu noktadan sonra olaylar daha da derinleşir. Yazarın karakterlerini derin bir şekilde işlemiş olmasına bayıldım. Kitaptaki bir çok karakteri detaylı bir şekilde tanımak hikayeye olan tutumumu ciddi anlamda değiştirdi. Her taşın altında bambaşka bir olay çıkıyor. Dedikleri kadar varmış; kitabın başından kalkmak istemedim. Kitap dört farklı
Ejderha Dövmeli KızStieg Larsson · Pegasus Yayınları · 202612,3bin okunma
Puan vermedi·464 syf.··
2026 11. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2026 00:28
Tek Bir Bakış, benim Harlan Coben ile tanışmama vesile olan ilk kitap oldu. Ancak okurken sık sık klasik Amerikan gerilim filmlerinin havasını hissettim. Hani şu klişelerle dolu, buram buram ‘American Dream’ kokan ve tam bitti derken son 15-20 dakikasında yeni bir sürpriz yapmaya çalışan filmler vardır ya… Bu kitap da benim için tam olarak öyleydi. Yazar okuru şaşırtmaya çalışmış, ancak bu çaba bana pek geçmedi. Ne yazık ki kitap, o aradığım gerilimi veremedi. Bunca yıllık duyumlarım ile beklentiye girmiş olabilirim. Fakat uzunca bir süre okumak isteyeceğim, elimin gideceği bir yazar olmadı. Kitapla ve saygı ile kalın.
Tek Bir BakışHarlan Coben · Martı Yayınları · 2017666 okunma
9/10
·256 syf.··
2026 10. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2026 01:15
Peyami Safa'nın eserlerini her zaman severek okudum. Dilini, insanlara olan bakış açsını, kişi tahlillerini ve hikayelerini ayıla bayıla okudum ve okumaya devam edeceğimi düşünüyorum. Bu eserinde de Peyami Bey döktürmüş. Evet, konusu açısından bir çok okur için kolay bir şekilde sindirilebilen bir eser değil. Aldatılmak ne kadının ne de erkeğin arzu edebileceği bir durum değil. Lami, Bedia ile beş yıldır evlidir. Evliliğinin ilk yıllarındaki heyecanı artık bulamamaktadır. Bedia ise hanım hanımcık eşine aşık ve onu kaybetmekten korkan hassas bir kadındır. Elbette eserin adından anlaşılacağı üzere korktuğu başına gelir. Eşi ondan ayrılmak, bu evliliği sonlandırmak ister. Bedia'nın sakin yapısı, süse püse düşkün olmaması ve durgun yaşamı ile Lami onu aldatmayı kendisine hak görür ve avuntuyu Canan'ın kollarında bulur. İşte bu noktadan hikaye başlar. Eseri okurken yüreğim ağzımdaydı. Bir kadın olarak olaylara Bedia'nın bakış açısı ile baktım ve ona yapılan bu haksızlığı kesinlikle kabul edemedim. Eser boyunca sadece Lami'nin Bedia'ya olan ihaneti değil bir yalı etrafında toplanan bir çok insanın eşlerine olan ihaneti ise midemde kramplara sebep oldu. Özetle kimin eli kimin cebinde anlamak güç. Canan güzel bir kadındır. Ama ona sadece güzel demek yeterli değil. Bir ortama girdiğinde hemen fark edilen, kokusu ile odayı dolduran, bakanın tekrar tekrar bakmak istediği, uğruna erkeklerin mal varlığını rahat bir şekilde feda edebileceği bir kadındır. İşin en cilveli yanı ise Canan bunların farkındadır ve bundan asla şikayetçi değildir. Canan her şeyin en iyisine en güzeline kendisini layık görür. Beni yanlış anlamayın her kadın en güzeline ve en iyisine layıktır. Ancak Canan bu istek ve arzuları için her şeyi göze alabilir. Erkeklerin ona olan zaafını kullanır ve her zaman
CânânPeyami Safa · Ötüken Yayınları · 20225,1bin okunma
Puan vermedi·74 syf.··
2026 8. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2026 17:30
Erkek Doğrama Cemiyeti Manifestosu, yani namı diğer SCUM (Society for Cutting Up Men), birçok kaynakta radikal feminizmin en çarpıcı ve en tartışmalı metinlerinden biri olarak anılıyor. Benim feminizm anlayışım pek çok noktada bu kitapla örtüşmese de, mesele radikal feminizm olduğunda bakış açımız bir noktada değişiyor. Radikal feminizm, kadınların maruz kaldığı sistematik baskı ve eşitsizliğin temelini ataerkil sistemde gören bir feminist akımdır. Sınıf ayrımını merkeze almaz; aile ve annelik kurumuna eleştirel yaklaşır. En dikkat çekici yönü ise eşitliğin yalnızca yasal düzenlemelerle sağlanabileceği fikrini yetersiz bulması ve ataerkil yapının kökten temizlenmesini hedeflemesidir. Kitabın dayandığı bu teorik zemin bilinince, metindeki aşırılıklara anlam verebiliyorsunuz. Eseri, yazarı Valerie Solanas’ın hayatını okuyarak karşıladım. Hayat hikâyesini öğrendikten sonra metindeki erkek öfkesinin kaynağını görmek zor değil. Maruz kaldığı şiddet, taciz, erken yaşta annelik, suç ve dışlanma; içinde büyüyen öfkeyi bir “intikam” duygusundan çok, sistemle hesaplaşma arzusuna dönüştürmüş. Ataerkil düzenden nefret etmek için illa Solanas’ın yaşadıklarını yaşamak gerekmiyor. Eğer hamile olma ihtimaline karşı işe alınmıyorsanız, sokakta rahat bir şekilde yürüyemiyorsanız, istediğiniz gibi giyinmek için mücadele vermek zorundaysanız, t*cize uğradığınızda suçlu kadın olduğunuz için siz oluyorsanız, sırf kadın olduğunuz yani "kolay hedef" olarak görüldüğünüz için öldürlüyorsanız, maruz kaldığınız sistematik şiddete rağmen sırf çocuğunuz için katlanıp sonrasında çocuğunuzu korumak için kaçarken hem çocuğunuzun hem de kendi hayatınızdan olup ÖLDÜRÜLÜYORSANIZ ya da tüm bunlara dolaylı da olsa şahit oluyorsanız ataerkillikten elbette nefret edersiniz. Bunların her biri bir sistemin
Erkek Doğrama Cemiyeti ManifestosuValerie Solanas · Sel Yayıncılık · 20021,600 okunma