“Bu tür lafları çok duyuyorum, işi gücü yok herhalde kitaplarla uğraşıyor diye dedikodumu yapıyorlarmış, çocukluğumda da böyleydim, elime üç beş kuruş geçince muhakkak yarısını kitaba verirdim, eğer aksini yapsaydım Atatürk olamazdım.” dedi.
Boğaz’dan henüz çıkmadan Kavaklar mevkisinde bir İngiliz devriye motoru tarafından durduruldular.
Didik didik arama yapıldı.
Silah veya cephane olup olmadığına bakıyorlardı.
Gülümsedi.
“Silah götürdüğümüzü sanıyorlar...
Kafa götürüyoruz” dedi!
Kitabı sürekli internette görüyordum ama kitabevinde inceleme fırsatım olmamıştı hiç. Bir gün hadi dedim alayım. Aldım ve ne yalan söyleyeyim kendi adıma da pişman oldum. Zaman zaman çok iyi konulara değinse de içeriği çok basit hazırlanmış, bana hitap eden bir kitap olmadı bu yüzden.