“Hayat mücadelesi”,elbette gerçeğin kendisidir. Ancak istisnai bir durum olarak hayatın genel yönü ,açlık ve endişe değildir.Bilakis, refah,lüks ve hatta saçma boyutlara varan savurganlıktır.Böyle bir yerde eğer ille de bir mücadelenin varlığından söz edeceksek o ancak güç mücadelesidir. s79
“Genç fikirli demek, doğruyu gören ve anlayan, gerçek fikirli demektir. Milletin hakiki emelleri, görüş noktası budur. İstisnasız hepimiz ona yönelmeye mecburuz. [...] Biz her bakımdan medeni insan olmalıyız. Çok acılar gördük. Bunun sebebi dünyanın vaziyetini anlamadığımız içindir. Fikrimiz, zihniyetimiz medeni olacaktır. Şekillerimiz, kıyafetlerimiz tepeden tırnağa medeni olacaktır. Şunun bunun sözüne ehemmiyet vermeyeceğiz. Medeni olacağız. Bununla iftihar edeceğiz. Bütün Türk ve İslam âlemine bakınız. Zihinlerini, fikirlerini medeniyetin emrettiği kapsam ve yüksekliğe uyduramadıklarından ne büyük felaketler ve ıstıraplar içindedirler. Bizim de şimdiye kadar geri kalmamız ve en nihayet son felaket çamuruna batışımız bundandı. Beş altı sene içinde kendimizi kurtarmıştık. Bu, zihniyetimizdeki değişikliktendir. Artık duramayız. Mutlaka ileri gideceğiz. Geriye ise hiç gidemeyiz. Çünkü ileri gitmeye mecburuz. Millet açıkça bilmelidir, medeniyet öyle bir kuvvetli ateştir ki ona kayıtsız olanları yakar ve mahveder. İçinde bulunduğumuz medeniyet ailesinde layık olduğumuz mevkii bulacak ve onu muhafaza edecek ve yükselteceğiz. Refah, saadet ve insanlık bundadır.”
Mustafa Kemal Atatürk
Mustafa Kemal Atatürk
(Kastamonu, 24 Ağustos 1925)
Sayfa 90·Kitabı okuyor
Alıntı
Uygulamalı ateizmin, cezalandırmadan insanlara din değiştirten ve vaaz vermeden onları elinde tutan üç önemli misyoneri vardır: Refah, Sağlık ve İktidar. Charles Caleb Colton
Alıntı
Bir sanatçı için her armağan hoştur, gençlikten gelince, iki kat hoştur. Defne yaprağı, yaşlı eller tarafından koparıldığında solar. Bir sanatçıya ancak gençlik taç giydirebilir. Genç olmanın gerçek ayrıcalığı budur, bir de gençlik bunu bilebilseydi! Ama aşağılanma, küçümsenme günleri şöhret günlerinden farklıdır. "Refah", "haz" ve "başarı”nın kaba iplikle dokunabileceğini, oysa en hassas yaratının keder olduğunu henüz bilmiyorsun. Düşünce ya da hareket evreninde kımıldayan hiçbir şey yoktur ki "keder”i zarif ama korkunç biçimde titreştirmesin. Gözün göremediği güçlerin yönünü kaydeden incecik, dövülmüş altın varak bile onunla karşılaştırıldığında kaba kalır. "Keder", "sevgi”nin eli dışında hangi el değse kanayan bir yaradır; "sevgi"nin eli değdiğinde bile kanar ama ıstırap vermez.
Sayfa 84·Kitabı okuyor
Edebiyat
Terzi kendi söküğünü
"Böyle dediğim için bağışlayın, ama gittiğiniz yolda gitmeğe devam ederseniz, şuna buna kurtul derseniz kendinizi kurtaracak zamanınız kalmaz... Köyde bir komşum var Caroline! Tanrı ondan razı olsun! İri yapılıdır, kalçası yerindedir, bir sürü de çocuğu var. Bir gün bana ne dedi biliyor musun? Gel şöyle eğil de kulağına fısıldayım, aziz işitmesin." Bu şişman, etine dolgun adam hoşuma gidiyordu, rahat idi, refah içindeydi, damarlarında hâlâ özsu alıyordu. "Ne dedi?" diye sordum eğilerek. "Yavaş konuş." "Marino - ha evet, adımın Marino olduğunu söylemeyi unuttum - Marino! şunun bunun zevkini yerine getirmekten kocamdan çocuk edinme zamanı bulamadım." Kahkahayla gülmeğe başladı. "Aynı şey sizin başınıza gelecek zavallılar," diye sözünü bitirdi.