Çünkü bireysel rahat ve refah ile tutkulu sevginin yan yana yol alması en ender görülür, şansa kalmış durumlardandır.
Sayfa 74
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Okul demek öğretmen ve program demektir. Millî sey. giyle tutuşmamış öğretmen, millî kültür ve sevgi yerine beynelmilel kültür ve insan kardeşliği fikrini vermeyi amaç edinmiş programlarla hiçbir şey olmaz. Millî kül-tür, millî ülküyü ve millî düşmanları öğreten kültürdür. Çocuk daha ilkokulda "Büyük Türklük" düşüncesiyle yetiştirilir. Siyasî sınırlar dışında şu kadar Türk olduğunu öğrenir. Onları kurtarmanın kutlu bir dava olduğu onun gönlüne ateşten harflerle yazılır. Anayurdu sömürmekte olan Rus ve Çin'in millî düşman olduğu öğretilir. Böyle yapılmaz da çocuklar sosyalist ve hümanist saf-satalarla, bütün insanların kardeş olduğu masalıyla yetiş-tirilirse bugün örneklerini tümen tümen gördüğümüz bir ahmaklar yığını peydahlanır ve on Türk büyüğünün adını saymaktan âciz olan güruh tanınmış artistlerle profesyo-nel futbolcuların adını bülbül gibi saymakta eşsiz bir kabiliyet gösterir. Bu kötü sonuçtan sorumlu olan Turancılıktan ödü patlayan korkaklara hitap ediyorum: Elbette Turancı olacaksın. Türk olduğun halde Turancı değilsen adam değilsin demektir. Türk'ün yalnız millet olduğunu bilmiyorsan, buna rağmen tutsak soydaşlarını kurtarmak ülküsü ardında değilsen hayvandan farkın yoktur. Çünkü insanı insan yapan, yani hayvandan ayıran ancak büyük düşüncelerdir. Kazanç ve refah, iktisadî kalkınma gaye değildir. Bunu gangsterler de ister. İktisadî kalkınma Türk ırkını büyük ve kutsal savaşa hazırlamak için nihayet bir vasıtadır.
Sayfa 86 - Ötüken, 1965, Sayı 23·Kitabı okuyor
"Geçmişin birçok tarihi Batısı, zaman zaman evrensel iddialarda bulundu, fakat bunu gerçekleştirmek için kapasitesi yetmedi. Modernite ile gelen değişiklik, Batı fikirleri, kurumları, pratikleri ve değerlerinin tüm dünyada yayılması ve empoze edilmesi için yeni kapasitelerin gelişmesi oldu. Modern dönemde dünyanın geri kalanıyla Batı'nın karşılaşması çok hırslı biçimde oldu, bu da tutumları dengesiz yaptı. Bir yandan Batı, özgürlük, eşitlik, refah ve insan hakları, cinsiyet sınıf veya ırk ayırımcılığının sona ermesini vaat eden evrensel doktrinlere bağlanmaktaydı. Öte yandan da Batı, gücün kullanımıyla, ırk ya da kültürel üstünlük kuramlarını meşrulaştırmasıyla, dolayısıyla imparatorluk, sömürgecilik ve daha birçok müdahale ve hâkimiyet biçimleriyle ortaya çıkmaktaydı. Tüm modern dönem boyunca Batı, dünyanın geri kalanı için çekim merkezi ve tiksinme kaynağı oldu." Andrew Gamble
Sayfa 85 - İletişim
Özellikle İslami hareket (Refah Partisi) çarpık bir düzen restorasyoncusu söylemle solun doğal hakimiyet alanlarına sızmada başarılı oldu. Politik bilinçlenme, örgütlenme iradesi, sınırlarını aşamayıp ketlenince toplumsal yozlaşma derinleşti.
Sayfa 34·Kitabı okuyor
Siyaset
Easterlin paradoksu
Amerikan ekonomist Richard Easterlin’ in zenginliğin insanların mutluluğu ve refahı üzerindeki etkisine odaklanan klasik araştırması bununla alakalı olarak oldukça net sonuçlar ortaya koyar: daha fazla para ve mal daha fazla mutluluğa eşit değildir. Easterlin’in analizleri istikrarlı bir şekilde bir ülkenin refah düzeyinin belli bir eşik değerine ulaştığında, refah Taktaki artışın insanların mutluluğuyla doğru orantılı olmadığını açığa çıkarır. Yine aynı şeyin gelir düzeyi için de geçerli olduğu görülür. Zenginlik fazlası ile mutluluk arasındaki bağlantının zayıflığına dikkat çeken bu paradoks Easterlin paradoksu olarak bilinir. Ve literatürde statü endişesi olarak adlandırılan bir durumla açıklanır.