Bütün her şeye gücü yeten Allah, herkesin olduğu gibi Necip Fazıl'ın da sığındığı kapıydı. Sıkıntıların son bulacağı, isteklerin sunulacağı o dergah; ümitsize ümit, çaresize çare... Zira o, istenilenleri vermek istemeseydi, istemeyi vermezdi. Bu sebeple Necip Fazıl da O'ndan istiyordu:
"Allah'ım; sen kabul etmeyeceğin duayı ettirmezsin! Allah'ım; sen sevmediğin kulunu bu dehşetlere düşürmez, bu türlü ağlatmazsın!
Allah'ım; boğulmak, yıkılmak, berhava olmak üzereyim! Allah'ım, güzel Allah'ım!... Sen hiçbir nefse takatinden fazla yük yükletmezsin!... Beni ensemden, bir kedi yavrusu tut ve kaldır! Beni bu imtihandan muzaffer çıkar! Ey güzelliğin, iyiliğin, merhametin, kudretin yaratıcısı Allah'ım!... Bilen sensin, sensin, sen bilirsin Allah'ım..."