Yüzümü bir kez daha inceledi. Sadece tek bir saniye, uzun ve gergin bir saniye boyunca bakışlarının sert, acıtıcı, metal bir sonda gibi içime işlediğini hissettim; fakat sonra kayıtsızca bakışlarını üzerimden çekti ve gözlerinin kaygısız aydınlığından, başını hafif, neşeli bir devinimle çevirişinden beni hiç hatırlamadığını, o büyülü karanlıkla birlikte aramızdaki yakınlığın da dağılıp gittiğini anladım. Gökyüzü ve yeryüzü gibi uzak ve yabancıydık yine birbirimize.