Affetmeye anne ve babamızdan başlayarak, kardeşlerimizi, arkadaşlarımızı ve Tanrıyı affetmeye ihtiyacımız var.
Tanrıyı affettiğinizde kendinizi affetmiş olursunuz. Kendinizi affettiğinizde öz-reddediş sona erer, öz-kabul başlar ve öz sevgi öylesine büyür ve gelişir ki nihayet kendinizi olduğunuz gibi kabul edersiniz.
Bu, özgür bir insan olmanın başlangıcıdır. Anahtar, affetmektir.
Sözlerinizde özenli olduğunuzda, hiçbir şeyi kişisel algılamadığınızda, varsayımlarda bulunmadığınızda, daima yapabildiğinizin en iyisini yaptığınızda harika bir yaşamınız olacaktır. Yaşamınızın kontrolü yüzde yüz sizin elinizde, sizin yönetiminizde olacaktır.
Kendinizi varsayımlardan kurtarmanın yolu soru sormaktan geçiyor. İletişimin açık olmasına özen gösterin. Anlamadığınız bir şeyi sorun. Konu zihninizde netleşene kadar soru sorma cesaretini gösterin. O zaman bile bir durumla ilgili her şeyi bildiğinizi varsaymayın. Yanıtları aldığınızda gerçeği bildiğinizi var saymayın. Aynı zamanda siz de ne istediğinizi söylemekten çekinmeyin. Herkesin size evet ya da hayır demeye hakkı olduğu gibi sizin de sormaya hakkınız vardır. Tıpkı sizin, bir soru ya da talebe evet ya da hayır deme hakkınız olduğu gibi.
Sevginin mazur gösterilmeye ihtiyacı yoktur. Sevgi ya vardır ya yoktur. Gerçek sevgi, diğer insanları değiştirmeye çalışmadan oldukları gibi kabul edebilmektir. Eğer onları değiştirmeye çalışıyorsak, bu, onlardan gerçekten hoşlanmadığımız anlamına gelir.