Fransız filozof Denis Diderot (1713-1784) yaşadığı dönemin en önemli yazar, düşünür, eleştirmen, çevirmen ve editörlerindendir.
Denis Diderot’nun başından geçen ve bugün ekonomi ile tüketici psikolojisinde "Diderot Etkisi" (Diderot Effect) olarak bilinen o meşhur hikâye, aslında bir insanın kendi eşyalarının kölesi haline gelişinin trajikomik öyküsüdür.
Diderot, bu durumu 1769 yılında yazdığı "Eski Sabahlığım İçin Pişmanlık" (Regrets sur ma vieille robe de chambre) adlı denemesinde harika bir dille anlatır.
İşte o meşhur hikâye ve çıkardığı dersler...
★
Hikâye: "Eski Sabahlığımın Efendisiydim, Yenisinin Kölesi Oldum"
Diderot, hayatının büyük bir bölümünü maddi zorluklar içinde, her tarafı kitaplarla dolu, eski ve dağınık bir odada geçiriyordu. Üzerinde de yılların yıprattığı, mürekkep lekeleriyle dolu ama son derece rahat, eski bir sabahlığı vardı. Bu sabahlıkla her işini rahatça görüyor, mürekkep damladığında hiç dert etmiyordu.
Bir gün Rus Çariçesi Büyük Katerina, Diderot’nun hazırladığı devasa "Ansiklopedi" (Encyclopédie) projesini desteklemek ve filozofa yardım etmek için onun kütüphanesini satın aldı ve ona yüklü bir para ödedi.
Diderot birdenbire zengin olmuştu. Ardından
çorap söküğü gibi gelen tüketim çılgınlığı başladı.
Diderot, bu yeni zenginlikle birlikte kendisine yakışacağını düşündüğü, göz alıcı, şarlatan kırmızısı "yepyeni, ipek bir sabahlık" satın aldı ve işte her şey bu noktadan sonra başladı:
Diderot yeni ipek sabahlığını giyip eski çalışma masasına oturduğunda, masanın ne kadar köhne ve değersiz göründüğünü fark etti. Bu asil sabahlığa yakışmıyordu. Gidip çok pahalı, ceviz ağacından yeni bir masa aldı.
Zincirleme reaksiyon...Yeni masayı odaya koyunca, yerdeki eski Şam halısı göze batmaya başladı. Gidip odanın havasına uygun, lüks bir halı