Geçmişle arama bir duvar örüldü sanki. "Özlesen ne olacak" diyorum. Yine de insan özlemek istiyor. Derinden özlemek istiyor geçmişi ama nefret de ediyor o günlerden. Sorun şimdi, sorun şu an.
Ne dediği önemli değil ki! Beni üzen, benim düştüğüm, kendimi düşürdüğüm durum. Sözlerimin onu hiç etkilemediğini, hatta düpedüz sıktığını gördüğüm halde konuşmaya devam etmem. Ezilip büzülmem. Onu da aynı duyguya çekmeye çalışmam. Ben insan değil miyim?
"Ne yani, bizim köpekler kadar değerimiz yok mu?"
"Öyle düşünme ismail. Köpekti insandı ne fark eder, aynı gemideyiz işte, çalkalanıp duruyoruz, küresel ısınmaydı, orman yangınlarıydı, nükleer felaketlerdi, toptan batacağız yakında, Shakespeare bile unutulacak."
Cenaze günü çok soğuktu. Tabut musalla taşının üstündeyken insanlar sıraya girmiş, "Başın sağ olsun" deyip duruyorlardı. Farklı farklı insanlardı, kimisi akraba, kimisi arkadaş ama hepsi birbirinin eşiydi sanki, hepsi yaşıyordu çünkü, başka bir alemdeydiler, ölü ve ölü sahibi, babam ve ben başka bir aleme aittik.