Tanrı Moşe Rabenu'ya( Hz.Musa) "som altından bir şamdan yapacaksın. Şamdanın kaidesi ve kolları çekiçle işlenecek. Sütun başları, çanakları, çiçekleri tek bir parça halinde olacak. Hepsi bir talant altından yapılacak. Bak ve sana dağda gösterilen örneklerine göre yap" şeklinde tarif eder.
Yahudiliğin en eski simgesi olan yedi kollu şamdan ya da Menora olarak da bilinen şamdanın Tanrı tarafından Moşe Rabenu'ya( Hz.Musa) tarifi sonucunda yapılan şamdandır. 7 Kollu olması antik dönemin astroloji, simya, retorik, aritmetik, geometri, müzik ve etniği temsil eder.
Bu bilgilerin üzerine Stefan Zweig kendi kurgusunu ekleyip çok güzel bir kitap ortaya koymuştur. Kendi deyimiyle "bu kitap yahudilerin bitmek bilmeyen azaplarını kendilerine yurt bulamayışını anlatır".
Kitap klasik bir Zweig kitabı, her zamanki gibi biraz daha okuyup bırakayım yarın devam ederim dedikten sonra kitabı bırakamayıp devam etmekle geçiyor. Bugüne kadar niye okumamışım dediğim kitap oldu kendisi. Kütüphanenizde kesinlikle bulunması gereken bir kitap.
Dip Not: Çok fazla spoiler vermek istemediğimden içeriğine daha fazla girmek istemedim. Ayrıca merak uyandırması daha hoş olur.
Kitabı alırken içeriği hakkında hiçbir fikrim yoktu. belki de ilk defa kitabın tasarımı hoşuma gittiği için bir kitap aldım. Kapak tasarımından ziyade sayfaların kenarlarında koyu bir ton oluşturmaları ve bu tonun kapaktaki renk ile uyumu çok hoşuma gittiği için almıştım. Sonra kitabı okudukça neden o sayfaların koyu olduğunu anladım. Her sayfasında kendimi o koyulukta boğuluyor gibi hissettim. Günümüzde gerçekleşebilecek bir konusu olduğu için daha da çekti beni kendine. Bir solukta okudum desem yalan olmaz. Kandırılmış bir insanın kendisini nasıl zor duruma düşürdüğünü ve aşkı için nasıl kendisinden vazgeçtiğini anlatan güzel bir kitap..
---------
Harese nedir, bilir misin? Develerin çölde çok sevdiği bir diken var. Deve dikeni yedikçe ağzı kanar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz… Ortadoğu’nun âdeti budur, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur.
Kitap güzel başladı güzel devam etti ama sonundan çok emin olamadım. Tabii ki spoiler vermeyeceğim. Kitabı okurken en çok hoşuma giden şey ise kitabın kendi hayatımın geçtiği çevreyi anlatması. Kolej-kurtuluş-incesu buralarda biz de çok sene yedik bitirdik, çok şükür müptezel olmadık tabii :) Öyle aforizma falan kasma yok kitapta, neyse onu yazmış. Ayrıca küfür sevmeyen okuyucular çok bulaşmasın :)