Sana randevular veriyolar ama sen gitmiyorsun. Kollarını ensende birleştirip, dizlerini büküp, dar sedirin üzerinde uzanmış yatıyorsun. Tavana bakıyor, tavanda çatlaklar, kabarmalar, lekeler, süsler olduğunu keşfediyorsun. Ne kimseyi görme, ne de konuşma, düşünme, dışarı çıkma, yerinden kımıldama isteği duyuyorsun.