Remziye Gül Kurt’un Zaman Çarkı adlı şiir kitabı, zamanı soyut bir kavram olmaktan çıkarıp imgeler aracılığıyla hissedilir bir varlığa dönüştürür. Kitabın temel metaforu olan “çark”, yalnızca zamanın döngüselliğini değil; insanın bellekte, duyguda ve varoluşta sürekli aynı noktalardan geçerek dönüşmesini simgeler. Bu çark, ilerleyen değil; hatırlayarak dönen bir zamandır.
Şiirlerde zaman çoğu kez bir iz, bir yarık ya da sessiz bir ağırlık olarak belirir. Geçmiş, kronolojik olarak geride bırakılmış bir alan değil; imgeler yoluyla şimdiye sızan canlı bir katman gibidir. Kurt’un şiirlerinde bellek, somutlaşan bir mekâna dönüşür: kapılar, gölgeler, suskun odalar ve tekrar eden yollar, içsel yolculuğun metaforları olarak karşımıza çıkar. Bu imgeler, okuru yalnızca okumaya değil, şiirin içinde dolaşmaya davet eder.
Metaforların en belirgin özelliği, gösterişten uzak ama yoğun oluşlarıdır. Şair, büyük imgeler yerine gündelik ama derin çağrışımlı nesneleri tercih eder. Bu tercih, şiirlerin duygusal etkisini artırırken anlamın okurda yavaş yavaş açılmasını sağlar. Zaman, burada bir saat ya da takvim değil; insanın içinden geçen bir sessizliktir.
Tahlil düzeyinde bakıldığında, Zaman Çarkı’nda imgelerin ritmik tekrarlarla kurulduğu görülür. Bu tekrarlar, zamanın döngüsel doğasını biçimsel olarak da destekler. Yalnızlık, içsel dönüşüm ve varoluşsal sorgu; metaforlar aracılığıyla doğrudan söylenmez, sezdirilir. Şiir, açıklamaz; işaret eder.
Bu yönüyle Zaman Çarkı, çağdaş Türk şiirinde imgeyi bir süs unsuru olarak değil, düşüncenin taşıyıcısı olarak kullanan bir poetik duruş sergiler. Kitap, imgelerle örülmüş sessiz ama derin bir evren sunarak, okuru kendi zaman çarkıyla yüzleşmeye çağırır. Kültür-sanat-edebiyat dergileri için eser, “şiirde metaforun düşünsel işlevi” ve “zamanın