Bahadır

Tanpınar'ın Yahya Kemal'i, Karşılaştırmalı İnceleme
8/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Mart 2026 20:21
Uzunca bir zamandır Yahya Kemal okuyorum. Bazı dostlarım bu hususta abarttığımı söylüyorlar ki haklılar. Ben de herhangi bir mühendislik öğrencisinin bir şair üzerinde bu kadar durmasını abartı olarak yorumlardım. Lakin talebe isek ve talep ettiğimiz ilim, irfansa bu yolda aldığımız malumatların faydalı olduğunu hatırlatmadan geçemeyeyim. Nitekim tarihimizdeki bazı şahsiyetler mübalağa ile anılmayı hak etmişlerdir. Tarihimizde, daha spesifik olarak edebiyat tarihimizde Ahmed Hamdi Tanpınar’ın yeri birçokları tarafından tartışılmaz bir mevkidedir. Tanpınar’ın hocasının konumu ise şüphesiz Tanpınar’dan daha yüksek bir mertebede yer almaktadır. Zira Tanpınar’ın bilhassa günlüklerinin yayınlanmasından sonra maruz kaldığı eleştiri bir yana hali hazırda hayatta iken zamanın ileri gelenleri tarafından hakkında yapılan yorumlarda Tanpınar’ın yüceltildiği kadar farklı mevzularda da yerilmesine sebep olmuştur. Bu incelememde, Yahya Kemal’i kendisi gibi Türk Edebiyatı’nda önemli bir sima olan talebesi Tanpınar’ın kaleminden çıkmış, Yahya Kemal monografisini inceleyeceğim. İncelemeye başlamadan önce monografi ve biyografi mefhumları arasındaki farktan bahsetmek gerekirse, monografide ele alınan kimsenin kişiliği, eserleri yahut başarıları özel bir alana indirgenerek incelenir. Biyografide ise anlatılan kişinin yaşamının safhaları üzerinden bir anlatım söz konusudur. Biyografiyi de kendi altında üç kısma ayırabiliriz: Bilimsel biyografi, biyografik roman ve nekroloji. Yahya Kemal monografisine geçmeden önce biyografik inceleme olarak Yahya Kemal’i ele alan eserleri zikretmem gerekir. Zira ben de Yahya Kemal’in hayatını okumaya Tanpınar’ın monografisinden başlamadım. Bilimsel Biyografik esere örnek olarak Sermet Sami Uysal’ın ‘Edebiyata Adanmış Bir Ömür Yahya Kemal’ kitabını
Yahya KemalAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 2016296 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·152 syf.··
2026 5. kitabı
“Yahya Kemal bir müverrih değildir. Fakat gönlündeki coşkun tarih sevgisi ile tarihi eski kaynaklarından okumayı zevk edinmiş bir mütefekkir, bir araştırıcı hatta bir içtimâiyatçıdır diyebiliriz.” -Takdim’den Yahya Kemal’in şairliğinin yanı sıra tarihle ilgilendiğini beyan etmek, Yahya Kemal üzerinde duranların kulaklarını tırmalayacak bir ifadedir. Yahya Kemal’in şiirlerinin bel kemiği oluşturan tarih anlayışını fark edememek, onu idrak edemediğimizi ve bir nebze de istediği şiir okuyucuları olmadığımızı bize gösterir. Çocukluktan hatırladığım; Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik beytinden tutun da Tecelligâh iken binlerce rinde Melâmet söndü şarkın her yerinde Mısralarında dahi ‘kökü mazide olan âti’nin nefesi hissedilir. Yahya Kemal’i dönemindeki sanat camiasından ayıran özelliği, o vakte kadar üstünde durulmamış tezleri öne sürerek yetkin kimseler tarafından takdir görmesidir. Şüphesiz ki bu belagat kabiliyetinde şiirinin ehemmiyeti vardır. O ise adeta akranlarının kuru sözden mürekkep lafızlarının ömrünün fazla uzun sürmeyeceğini sezerek bize nesirleriyle şiirlerinin tefsirini yapmıştır. Kitabı okurken akılda tutmamız gereken mevzu takdim de belirtildiği üzere Yahya Kemal’in bir müverrih olmadığı. Lakin kabul etmeliyiz ki çok müverrih, insanımızda bu iştiyakı uyandırma yolunda kayda değer adım atmış değiller. Kitabı okurken bir tarih kitabı okumadığımızın bilincinde, bahsi geçen olayları adeta bulmaca çözer gibi irdeleyerek okumak tarih sahası dışındakilere kanaatimce daha faydalı olacaktır. Bunların haricinde kitapta tamamlanmamış birçok metnin de yer aldığını belirtmem gerek. Malumunuz, Yahya Kemal hayatta iken hiçbir kitabı basılmamıştı. Yahya Kemal’e atfedilen kitaplar ise ölümünden sonra başta Nihad Sami
Tarih MusâhabeleriYahya Kemal Beyatlı · İstanbul Fetih Cemiyeti Yayınları · 202480 okunma
İnceleme(cik)
10/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2026 15:22
2026 yılından ilk okuduğum dört kitap ya Yahya Kemal’dendi ya da Yahya Kemal’i anlatıyordu. Sermet Sami Uysal’ın Şiire Adanmış Bir Ömür Yahya Kemal kitabı ise Yahya Kemal’in sanatını ve hayatını çok güzel ele alan bir eserdi. Tam da ihtiyacım olan, şairin hayatını ve dönemin ahvalini anlamak isteyenler için eşi bulunmaz bir kitap. Kitap Yahya Kemal’in ana-baba cihetinden soyunu incelemekle başlayıp ölümüne kadar olan yaşantısını ele alıyor. Ayrıyeten kitabın ikinci kısmında da Yahya Kemal’in sanatını inceliyor Sermet Sami. Kitabın anlatımı harikulade akıcı ve bahsettiği niş olaylar sebebiyle de değerini okurken okura her daim hissettiriyor. Kitabı okurken fark ettim ki sadece Yahya Kemal’i öğrenmiyor, aynı zamanda da dönemin havasını idrak edebiliyordum. Mütareke yılları, Balkan Harbi, Lozan antlaşması, inkılaplar, devrimler, Avrupa’da isyanlar, Pakistan’da değişen yönetimler… Kitabın ikinci kısmında Yahya Kemal’in sanatı da çok güzel şekilde ele alınıyor. Ediplerin Yahya Kemal’e olan yaklaşımları, şairin şiirlerinde Avrupa’dan ilhamların irdelenmesi eseri başka bir konumda tutuyor. Burada kitabı cüzi şekilde ifade ettiğimin farkındayım. İlkin yazmaya niyetlendiğim yazı fazla uzun ve inceleme havasından da çıktığı için bu kadarla yetinmeyi şimdilik uygun gördüm. Ayrıca bu mecrada bu kitap için bir inceleme yer almamasına da üzüldüğümden şimdilik bu satırları paylaşmakla yetiniyorum. Sözün özü ise Yahya Kemal’i ister sevin sevinmeyin, Yahya Kemal’e dair bir fikriniz olsun olmasın mutlaka edebiyatla uzaktan yakından ilgilenenlerin okuması gereken bir kitap.
Yahya Kemal BeyatlıSermet Sami Uysal · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 200612 okunma
Direkten Dönen Mecmua
Puan vermedi·70 syf.··
2025 27. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 12 Kasım 2025 20:15
Nedamet Dergisi - Sayı 3 (Ekim-Kasım-Aralık 2025), bugün elime ulaştı ve anında okuyup bitirdim. Bu şekilde edebiyata gönül verenlerin olması çok hoş. Kendileri durumlarından memnunlar mı bilmem ama reklam olmamasından o kadar memnundum ki anlatamam. İçindekilere gelcek olursak birkaçı hakikaten hayal kırıklığıydı. Üç ayda bir çıkarılan bir derginin içerisindeki bütün yazıların insanlar tarafından çıkmasını beklerdim. Okuyucuyu kale almalarını, daha da ehemmiyetle işlerine sarılmalarını isterdim. Düşünürdüm ki bu yazarlar zarureten değil, istedikleri için zamanlarını harcamış, masanın başına oturmuş ve okuyucuya sunacaklarını düşünmüşlerdir. Muhakkak hepsi öyle ya da böyle bu süreçten geçmiş olsa da 'Yapay Zeka'dan okuyacağımı düşünmezdim bir bölümü. Dergide en sevdiğim kısım 'Musalla Kalesi' adlı öykü oldu. Musalla taşını kale yapan çocuklar, Mevlana Meydanı'nda kimi zaman şahit olduğum anları hatırlattı bana da. Yine de kişisel yaşanmışlıkların haricinde dergide en başarılı bulduğum kısımdı. Dergide yer alan bir başka hikayede 'Pars' idi. Ne yalan söyleyeyim, 'bir elâ gözlü' beklemedim değil. Gerçi hikayeyi okuyacak olursak belki de öyle bir 'şey'di. Cortazar, Baudrillard, Marquez'in aklına Celile Hanım gelmeyecek de olsa kim bilir belki de kafede oturanlardan birisi Yahya Kemal'di. Hikayenin kimi kısımlarında okuycuyu yoran cümleler vardı. Öznenin fiilini ilk bakışta anlayamadığım parçalar ya da olayın geçtiği mecranın kurulmasında bir zorluk yaşanıldığını sezdim. Yazarın aynı zamanda derginin editörlüğünü üstlenmesine de tebrikte bulunarak diğer yazılara dair fikirlerime geçeyim. Şunu söyleyeyim ki şiirleri eleştirmeyeceğim. Çünkü 'Sıradan Bir Şiir' diye günün saatlerinde cümleler kaleme almak dahi şiir sayılmış bu dergide. Aynı masada, aynı edebiyatta değiliz. Bereket ki yaptıkları söyleşiyi şair'le
Nedamet Dergisi - Sayı 3 (Ekim-Kasım-Aralık 2025)Nedamet Dergisi · Nedamet Dergisi · 202535 okunma
Puan vermedi·125 syf.··
2024 2. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2024 17:54
Yıllar önce bu kitaba başladığımı hatırlıyorum. Ama ne zaman başladığıma dair kafa yorunca aklıma bir tarih gelmiyor. Hatta bitirdim mi sorusuna dahi net bir cevap bulamıyorum. Kitabın içinde geçen tek tük önemsiz denebilecek yeri hatırlıyorum ancak. Gerçi kime göre, neye göre önemsiz? Aklımda kalan kısım George ve Lennie’ye, vardıkları yeni ırgatlık yerinde oradaki işçilerin dedikleri birkaç cümle. Lakin yine de kitabın nasıl bittiğini hatırlamıyordum. Bulunduğum bazı ortamlarda da birkaç defa adı geçince bu kitabı tekrar okumam gerektiğine karar verdim. Adı da hani öyle alelade geçmedi. Konuşma Fareler ve İnsanlar’a nasıl bağlandı onu da hatırlamıyorum. Kıymetli okuyucu deme ki bu adam hatırlamadıklarını anlatacaksa bu yazı uzar. Yazı uzasın sıkıntı değil benim için de okudum kitabı sonuçta. Maksadım bu kitap bahanesiyle iki üç kelam etmek. Kitabı hiç masa başında okumadan bitirdim. Metroda, otobüste çoğunlukla ayakta okuyarak bitirdim. Normalde bu şekilde olan söylemlerimi olumsuz bir eleştiri olarak söylerim lakin bu kitabın akıcılığına kapıldım tekrardan. Okurken de bazı yerler aklıma geldi kitapla alakalı. Kitabın yarısından çoğunu ayakta bitirmemin sebebi de sınav dönemimin yaklaşmasıydı. Esasen kitabı hemen bitirebilmek için de her zaman yürüdüğüm yolu yürümeyip “Otobüs beklerim bu sırada da kitabı okurum.” dedim. Bundandır ayaküstü okuyuvermem. Şimdi kitapla ilgili olarak elbette sayısız mana çıkarabilirim, ancak çıkartmayacağım. Bu yazının salt amacı bende uyandırdığı hislerin şu anki halimle kağıda aksi olacak. Kitapta Lennie’yi hislerine söz geçiremeyen hastalıklı bir birey olarak görüyoruz. Beni bu kitabı okurken gören kimseler, sonunun kötü veya üzücü bittiğine dair bana söylemlerde bulunuyorlardı. Üzücü olan neydi acaba? Lennie’nin ölmesi mi?
Fareler ve İnsanlarJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 2023211,5bin okunma