İnsan hep kendisini yürekli sanır. İçine bir korku düşünce de bunu olağan saymaz. Kahrından ölür, delirir. Neden korkuyorum diye, aklını oynatır. Korku insanoğlunun yüreğine işlemiştir, bunu bilmez. İnsanoğlu salt korkudur, bunu bilmez. Bilmez de kendine yediremez korkuyu…
Bir insan ne kadar yürekliyse, o kadar korkaktır. Ya da bir insan ne kadar korkaksa o kadar yüreklidir. Bunun böyle olduğunu bir insan ancak seksenine gelince anlar.
Ben birinde kaçaktım. Bir evde altı ay kaldım. En hasretlik çektiğim neydi, biliyor musun oğul konuk? Neydi, dışarıda, yıldızların altında gerine gerine bir iyice işemekti. Evden çıktığım ilk gece durmadan işedim, yıldızların altında. Fırsat bu fırsat, sen de işe. Bir iyice, hem de gerine gerine. Ama şu köşeyi geçeyim deme.