Gidiyorum;
gidiyorum gözyaşlarına boğulmuş yorgun ve solgun
yolunu tutuyorum viraneye dönen yuvamın
Ve taşıyorum şehrinizden Tanrı’ya
örselenen bu çılgın yüreğimi
Tutsak bir kuşum vazgeç benden
Yüreğinin ateşiyle yanan bir mumum ben
Yalnızca viranelere ışık saçan
Yok eğer istersem sönmeyi
İşte o zaman talan ederim bir yuvayı
at vuruldu; içim paramparça rüveyda
gölgelerin ardına sakladım kusurumu
sen orda kayıtsızca gülümsüyor gibisin
ben burda damla damla eriyip akıyorum
yine de, çiğnetemem kimseye gururumu
istenmediğim yeri sessizce terkederim
hatıra kalsın diye bırakır da ruhumu
mahzun bir derviş gibi boyun büker, giderim.