"Metruk bir değirmen gibiydim. İşe yaramaz, gözden çıkarılmış. Kuşların bile uğramaktan vazgeçtiği yıkılmayı bekleyen bir değirmen. Yeryüzünün unutulmuş bu ücra köşesinde başka bir çok şey gibi iyinin ve kötünün acının ve mutluluğun arasındaki çizgi belirsizleşmiş, sanki her şey yalnızca zamanı unutmak için yaşanıyor gibiydi...".
"Şöhretinize, paranıza ya da konumunuza güvenmeyin. Güvenmeniz gereken içinizdeki güçtür. Neyin kontrolünüzde olduğu ve neyin olmadığı hakkındaki hükümlerinizdir. Sadece bu bile bizi özgür yapar ve dizginlerimizden kurtarır. Adeta biri bizi ensemizden tutup derinliklerden çıkarır. İşte orada zenginlikle ve güçle göz göze geliriz."
Epiktetos, Makaleler, 3.26, 34-35
Evet. Unutulacağız. Yazgımız böyle yazılmış, elden ne gelir. Bize ciddi, önemli, hem de çok önemli görünen şeyler, gün gelecek, unutulacak ya da önemsiz görünecek. İşin ilginç yanı, gelecekte neyin önemli ve yüksek değerde, neyin zavallı ve gülünç sayılacağını bugünden hiç bilemeyişimiz. Bize böylesine olağan görünen şimdiki yaşamımız da, gün gelecek, tuhaf, yakışıksız, budalaca, pek de
temiz olmayan ve hatta belki, günahkar bir yaşam sayılacak.
~Anton Çehov