..
Hayatın bazı imtihanlarında meyl Hak'tan, uygulama kuldan; bazı imtihanlarında meyl kuldan, uygulama Hak'tan olur.
Cenâb-ı Hak bazı zamanlarda bazı kullarına inâyet eyler. İnâyet, Cenâb-ı Hakk'ın kuluna teveccühüdür. O husûsî alâka ve ihtimam kullardan kullara olunca "teveccüh", Hak'tan kullara olunca "inâyet" adını alıyor. İnâyet, zor zamanlarda "tevfik" ile oluyor; Cenâb-ı Hak şartları kolaylaştırıyor, menfîlikleri azaltıyor.
"Varanlar âsitân-ı evliyâya
Bütün dâvetlidir Gâlip safâya
Sakın sûrette kalma aldanırsın
Komazlar, yoksa gelmezler (mi) sanırsın"
Şeyh Gâlib
Allah dostlarının teveccühüne mazhar olmak da, prensip sahibi olmak da, zor zamanlarda dengeyi muhafaza edebilmek de hep böyle...
İstidatlara Çiçek Açtıranlar, Şebnem Dergisi, sayı: 63, sayfa: 28, Mayıs 2010
"İnsanın belirli istikamette yola çıkması için bir gayesi; kesintisiz bir gayretle gayesine ulaşmak için de şevk ve heyecanı olmalıdır. Bu sebeple, nice yolculuklar başlamadan bitmiş; bitmeyenler, sürdürülenler de menziline varamadan ya sonu meçhul sapaklarda yön değiştirip kaybolmuş veyahut da gücünü yitirip akîm kalmıştır. Ümit; hayat yolcuğunun, menziline vâsıl oluncaya kadar azimle sürdürülebilmesi için gerekli şevk ve heyecanı temin eden ve irade ile neşv ü nemâ bulan bir kaynaktır. Hayat her hâliyle bir ümit yolculuğudur; yol ayrımlarından selâmetle geçebilmek için, bu fıtrî kaynağın varlığına ve takviyesine ihtiyaç vardır.
Din, ümitle ruhları diriltir. Bu hususla alâkalı olarak, Kur’ân-ı Kerim’de şöyle buyurulur:
“De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allâh’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” (ez-Zümer, 53)