"Sana büyük caddelerin birinde rastlasam
elimi uzatsam tutsam götürsem
Gözlerine baksam gözlerine konuşmasak Anlasan
Elimi uzatsam tutamasam
Olanca sevgimi yalnızlığımı
Düşünsem hayır düşünmesem
Senin hiç haberin olmasa
Senin hiç haberin olmaz ki
Başlar biter kendi kendine o türkü
Yağmur yağar akasyalar ıslanır
Bulutlar uçuşur geceleyin
Ben yağmura deli buluta deli
Bir büyük oyun yaşamak dediğin
Beni ya sevmeli ya öldürmeli " s.20
Kırmızı Karanfil yüreğime dokunan her satırıyla beni bambaşka bir dünyaya taşıdı. Uzun zamandır kitaplığımda bekleyen bu eseri şimdi okumam bir tesadüf değil, tam zamanıymış. Öyle derin, öyle samimi bir dili var ki, her dizesi insanın içindeki en saklı köşelere dokunuyor...
""Gözlerimiz uzun yaşamalı
Ve çabuk eskimez pırlantadan olmalı.."" s.141
Şiirler, yaşamın içinde sıkışıp kalanların, mücadele edenlerin, direnişi omuzlarında taşıyanların sesi gibi. Çoğunu, haksızlıklara, insanın içindeki kırılmalara, aşkın yarım kalan yüzüne yazmış.. iyi ki yazmış.
Şiirle yakınlaşmak isteyen herkesin bu kitabı okuması gerektiğini düşünüyorum. Gülten Akın’ın kalemi, bir kere dokunduğunda iz bırakıyor..
Selam olsun bizden önce geçene
Selam olsun dosta, hasa, çile çekene
Selam olsun dayanana, düşene
Yüreğim yürektir,bakma gözüm yaşına•|
Kırmızı KaranfilGülten Akın · Yapı Kredi Yayınları · 20191,728 okunma
Dilin Afetleri İmam Gazali’nin dilin insana manevi açıdan nasıl zararlar verebileceğini derinlemesine ele aldığı bir eser. Her bir başlık, Kur’an ayetleri ve Peygamber Efendimiz’in (sav) hadisleriyle desteklenmiş, bu da kitabın hikmet dolu içeriğini daha da güçlendiriyor.
Kitap, dilin insan kalbi üzerindeki etkilerini gözler önüne sererken, gereksiz konuşma, dedikodu, yalan gibi zararlı konuşmalardan uzak durmanın önemini hatırlatıyor.
"Kulun kalbi dosdoğru olmadıkça imanı dosdoğru olmaz.Dili dosdoğru olmadıkça, kalbi dosdoğru olmaz. Kişi, komşusu kendisinin kötülüğünden emin olmadıkça cennete giremez."s.21
Anlatılanlar, sadece teoride kalmıyor; hayatınıza doğrudan uygulayabileceğiniz tavsiyeler de sunuyor. İmam Gazali, dilin bir nimet olduğu kadar ciddi bir imtihan olduğunu da etkileyici bir şekilde ortaya koyuyor.
Manevi gelişimini önemseyen, dilini kontrol ederek daha saf bir kalbe ulaşmak isteyen herkesin okuması gereken bir eser. Bu kitap, insana hem düşünce hem de eylem boyutunda büyük dersler veriyor. Kesinlikle okunmalı..
Dirilen İskelet Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın hem mizahi hem de eleştirel üslubunu yansıtan, modernleşme ve toplumsal çelişkiler üzerine düşündürücü bir roman. Kitap, bir grup insanın bilimsel bir deneyi – bir iskeleti diriltmeyi – gerçekleştirme çabalarını ve bu olayın çevresinde gelişen absürt durumları konu alıyor. Yazar, bilim ve batıl inanç arasındaki çatışmayı ustalıkla işlerken, dönemin toplumsal ikiyüzlülüklerini de hicvediyor.
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ı okumak benim için her zaman büyük bir zevk. Hem bilgi aktarımıyla merakımı besliyor hem de mizahi yaklaşımıyla yüzümde bir tebessüm oluşturuyor. Yazarın akıcı dili sayesinde kitap, hiç sıkmadan akıp gidiyor. Onun kitapları ruh halime daima iyi gelmiştir. Ve bu eserde de aynı keyfi buldum.
Hüseyin Rahmi Gürpınar okumak, hem güldürür hem de düşündürür. Akıcı ve mizahi üslubuyla sıkılmadan Türk edebiyatının en değerli yazarlarından birini keşfetmek isterseniz, onun eserlerine mutlaka bir şans verin.
<3
Kitabımızın konusu; Genç kahraman Julien Sorel, toplumun saygınlığını almak ve yükselmek hırsıyla doludur. Napolyon döneminde yaşamayı düşler. Şüphesiz bu dönemde yaşasaydı hemen orduya girer, genç bir general olmak için elinden geleni yapardı. Ancak Restorasyon Çağı’nda yükselmek tam tersi bir yol kat etmeyi gerektirir. Julien bunu anlayacak zekaya sahiptir ve özgürlüğü tüm dünyaya taşıyacak bir general olmak yerine bir papaz okuluna gitmek zorunda kalır. Aklı Voltaire’le, Rousseau’yla gelişen Julien, kendisini İncil’i ezberlemeye adar. Bu dönemde Latince İncil’i ezberlemek en önemli meziyet ve yükselebilmesinin en kolay yoludur. Böylelikle soylu ailelerin arasına girmeyi, toplumun saygın zümresiyle tanışmayı başarır.
Bu sayede Kırmızı ve Siyah’ta Restorasyon Dönemi’nin toplumsal bir panoramasını görürüz. Soylular sınıfsal ayrımlarının ortaya koyduğu şekli unsurlara ölesiye özen göstermektedirler. Bir gün yeniden patlamasından korktukları Devrim’e nefret saçarlar. Jakobenler’den tiksinirler ve onlardan geriye kalan her bir unsuru bir bir yok etmeye uğraşırlar. (gelenek.org/Eren Selanik)
Sallanıyor, çırpınıyordum. Sonunda, ben de bir insandım...
Ama fırtına alıp götüremiyordu beni. Sf.610
Kitabı okurken olaylarla o kadar bütünleşip hissettim ki tuhaf bi' ruh haline soktu beni baştan sona kitap. Hırsları, aşkları, soyluları o kadar yorucuydu ki bir ara bıkıp bırakmak istedim... Buna rağmen akıcı ve merak uyandırarak devam etti. Sağlam bir kitap, okurken kesinlikle sağlam bir kafa istiyor. Okuyan herkes eminim kendinden bir parça bulacaktır. Şimdiden keyifli okumalar diliyorum ve şu alıntı ile bitiriyorum:
Ölümün iki adım ötesinde, yüksek sesle kendimle konuşurken bile, ikiyüzlülük yapıyorum... Ey , on dokuzuncu yüzyıl ! Sf.610
Kırmızı ve SiyahStendhal · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202212,6bin okunma