Şiir,insanla ilgiliydi,insanın en aşırı koşullar altında iç dünyasında arayışa çıkmasıyla,en uzaktaki güneşlerin ve gökkuşağı tayflarının varlığına şahitlik yapmak için uzayın en ücra derinliklerini araştırıp anlamaya çalışmasıyla ilgili.
Dünyanın güçlülere ait olmasına pek şaşırmamak lazımdı.Köleler kendi esaretlerini saplantı haline getirmişlerdi.Onlara göre iş,önünde diz çöküp taptıkları altın bir puttu.
Şiirle uğraşırken onun varlığını unutmuştu;ona olan aşkı sesini duyar duymaz ani bir tokat gibi suratına çarptı.Ne güzel.bir ses!Hassas ve tatlı uzaklardan işitilen belli belirsiz bir müzik sesi hatta daha da iyisi, mükemmel,kristal saflığında tınısı olan gümüş bir çan sesi gibi.