Yazgımda rezilin rezili hallere düşmek vardı, bunu belli belirsiz sezebiliyordum. Ah! Sezgilerim doğruydu ve sadece bir bakımdan isabetsiz çıktı: Hayallerim ve korkum ne kadar büyük olsa, yine de çekmeye yazgılı olduğum ıstırabın yüzde birini dahi tahayyül edememişim.
Dünyayı doğduğu şehirden ibaret sanan kişinin, tabiatının izin verdiğinden daha büyük olmaya özenen kişiye kıyasla ne kadar bahtiyar olduğunu da (öğrenin).
Bilimin ustalarının ölümsüzlük peşinde koşması çok farklıydı: Böylesi fikirler, beyhude olsalar da muazzamdı; fakat artık görünüm değişmişti. Araştırmacının tutkusu, bilime duyduğum ilginin asıl temeli olan hayallerin yok edilmesiyle kendini sınırlandırmışa benziyordu. İhtişamı sonsuz tahayyüller yerine, pek kıymetsiz gerçeklikleri koymam gerekiyordu şimdi.
Evdeyken, gençlik dönemimde dört duvar arasında sıkışıp kalmayı zor bulur, hayata atılıp diğer insanlar arasında mevki edinmeyi dilerdim sık sık. Şimdi arzularım gerçekleşiyordu ve pişmanlık duymak delilik olacaktı gerçekten.