elif'e ozn

elif'e ozn
Mavidir huyum aslında huysuzlaşınca derine kaçar lacivert olur...
Kamu
2079 okur puanı
Haziran 2018 tarihinde katıldı
Puan vermedi
Yaşamla ölüm arasında bir kütüphane var,” dedi. “Bu kütüphanedeki raflar sonsuza kadar gider.  Her kitap yaşamış olabileceğin başka bir hayatı yaşama şansını sunar sana. Farklı seçimler yapmış olsan, şu an nasıl bir hayatın olacağını görürsün… Pişmanlıklarını telafi etme şansın olsaydı, bazı konularda farklı davranır mıydın?”   Nora Seed berbat halde. Kedisi öldü. İşinden kovuldu. Abisi onunla konuşmuyor. Kimsenin ona ihtiyacı yok. Art arda alınmış kötü kararların sonucunda bir kütüphanede buluyor kendini. Zamanın hiç akmadığı bir gece yarısı kütüphanesinde, sonsuz sayıda kitabın ortasında... Kitapların her birinde Nora’nın farklı bir hayatı yazılı. Başka kararlar verseydi yaşamış olabileceği hayatlar. Farklı kariyerler, farklı eşler, farklı arkadaşlar, farklı şehirler arasında gidip gelen Nora’nın aklı sorularla doluyor. Mutluluk sadece önemli sandığımız seçimlerde mi gizli? Yanlış giden her detayın sorumlusu gerçekten biz miyiz? Hayatı yaşanılır kılan ne? Yanlış bir karar insanın tüm hayatına mal olabilir mi? İngiliz edebiyatının önemli isimlerinden Matt Haig; Nora’nın pişmanlıklara, ihtimallere ve yeniden seçme imkânına dair çıktığı bu yolculukta, ona eşlik edecek okurlara sürükleyici ve insanın en temel sorunlarını konu alan bir kurgu sunuyor.
Roman
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Aylar once aldigim ve okunmayi bekleyen kitapti...
Puan vermedi·96 syf.·
2019 5. kitabı
Korkularımızdan ya da zevklerimizden kaçmak mı yoksa onlara doğru koşmak mıdır doğru olan ? Yoksa doğru o kadar da net değil midir kimi zaman. Doğru ile yanlış iç içe geçip ruhun karmaşık dehlizlerinde kaybolur mu yoksa insan ? Amok Koşucusu nedir,niçin koşmaktadır ? Amok Koşucusu biziz, hepimiziz aslında.Saplantılarımızla,hırslarımızla,tutkularımızla, doymak bilmeyen isteklerimizle, biziz. Koşarız bir kibrin, bir doyumsuzluğun peşinde. Hep güzele daha da güzele, bizim olmayana,bizden gidene... Koşarız çılgınca ve bakmayız ardımıza, arkamızda bıraktıklarımıza, geride kalanlara, geçmişimizin siyah beyaz sayfalarına... Koşmak güzel ama yıkıp dökmeden koşmak,ne için koştuğunu bilmek, nereye varacağını bilmek daha da güzel. O ünlü masalda tavşanın dediği gibi :"Nereye varacağını bilmiyorsan hangi yoldan gittiğinin hiç bir önemi yok."
Amok KoşucusuStefan Zweig · Yakamoz Yayınevi · 2019134,5bin okunma
Puan vermedi
Eserlerinde umut, çaresizlik ve hüsran gibi duyguları yoğun olarak işleyen Turganyev romanlarının zirvesini oluşturan "Babalar ve Oğullar“da adeta yaşadığı bunalımlar çağının insan ruhundaki akislerini çizer. Eserlerinde zıt kişiliklerin, mutlulukla mutsuzluğun, maddeyle ruhun, iyiyle kötünün çarpışmasını da bütün şiddetiyle hisettirir. "Babalar ve Oğullar"da Turganyev; Nihilist bir kişilik olan Bazarov’un dünyada varolan bütün kuruluşların yıkılması gerektiğini savunarak neredeyse iki kere ikinin dört etmemesi gerektiğini hayal ederken düşünce yapısının tam tersi duygularla oradan oraya savruluşunu izletiyor bize. O kadar ki aşkı bile inkar eden bu kişi bir kadına aşık olduğunu anlayınca kendini inkar etme durumuna düşüyor İvan Sergeyeviç Turgenyev (1818-1883)
Babalar ve OğullarIvan Turgenyev · Akvaryum Yayınları · 201355,8bin okunma
Puan vermedi
Madame Bovary, Gustave Flaubert tarafından 19. yüzyılda yazılmış ilk kez 1857 yılında basılmış olan bir romandır. Bu eser Flaubert’in yazdığı diğer eserleri içerisinde en önemli olanıdır. Öyle ki bu eserin adı Flaubert’in adından daha çok tanınmıştır. [1]Yazılanlara bakılırsa, Flaubert, Madame Bovary’i beş yıl süren bir sürede Eylül 1851 de yazmaya başlamış ancak 1856 baharında bitirebilmiştir.[2] Madame Bovary , Flaubert’in yazmış olduğu ilk romanıdır. Eser birçok eleştirmen tarafından realist romanların öncüsü hatta ilki olarak kabul edilmektedir. Eser yayımlandığı dönemde çok farklı tepkiler almış, “kitabın tümünün yayımlanması için Flaubert’in mahkemeye gitmesi gerekmiştir. “ Flaubert bu romanı yayınladıktan sonra Fransız hükümeti tarafından dini ve ahlaki duygulara ters düşen bi roman yazmakla suçlanmış, bunun için yargılanmış, yazarın, hayatının gerçeklerini anlatma hakkı ekseninde sürmüş, ancak güçlü bir savunma sayesinde hapis yatmaktan kurtulabilmiştir.[3] Roman 1856 da Revu de Paris’de tefrika edilmiş, ertesi yıl kitap olarak yayımlandığındaysa kıyametler kopmuş. “Ahlaksızlık-sapkınlık” eseri olarak suçlanmış, yargılanmış... Yargıç “namus cellâdı kadın”ın kim olduğu sorulduğunda, "Madam Bovary, c'est moi! (Madame Bovary benim!)” demek zorunda kalmıştır. KONUSU VE KISA ÖZET Roman iyi kalpli ama sıradan bir doktor olan “Charles Bovary’nin yüksek idealleri ve aşırı bir lüks tutkusu olan romantik karısı Emma Bovary’nin, yaşamının tekdüzeliğinden sıyrılmak için girdiği durumları ve yaşadığı çeşitli gayrimeşru aşk ilişkilerini konu alır. Charles, Emma’nın imrendiği aşkı yaşatabile cek bir koca ve sevgili olmaktan uzak bir kişidir. Emma, hayatındaki tüm sıradanlıkların müsebbibi olarak kocası Charles’i görmektedir. Ama lüks bir hayat şatafatlı bir ömür,
Madame BovaryGustave Flaubert · Morpa Kültür Yayınları · 200240,8bin okunma
Puan vermedi
Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü .Hem akıl çağıydı, hem aptallık, hem inanç devriydi, hem de kuşku, Aydınlık mevsimiydi, Karanlık mevsimiydi, hem umut baharı, hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı, hem hiçbir şeyimiz yoktu, hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana – sözün kısası, şimdikine öylesine yakın bir dönemdi ki, kimi yaygaracı otoriteler bu dönemin, iyi ya da kötü fark etmez, sadece ‘daha’ sözcüğü kullanılarak diğerleriyle karşılaştırılabileceğini iddia ederdi.” KONUSU Fransız Devrimi esnasında ve öncesinde Paris ve Londra'da geçen olaylardır. İsyanın görünmeyen diğer bir yüzünü, isyancı halkın nefreti ve kininin vardığı noktaları ortaya koymaktadır. “Yazar, Fransız İhtilali'nde, ortalığı kan gölüne çeviren monarşi kurallarını ve kin dolu halkın nefretinin nerelere ulaştığını ve acımasız insan selinin işi nerelere kadar vardırabileceğini aktarmaya çalışır. Yazar, “Fransız İhtilalinde suçsuz yere öldürülen binlerce insanın acısını İngiliz halkına anlatmayı amaçlamıştır.” ROMANIN TÜRÜ Roman tarihi bir dönem romanıdır. Fransız ihtilali ve ihtilalcilerinin sosyal yaşantıları,, ihtilal dönbemi öncesi ve sonrasındaki toplumsal dinamikleri, toplumsal tepki, içgüdü, kin ve güdülemeleri ele alması bakımlarından Tarihi bir Sosyal Roman özelliği taşır.Roman realist bir tutum ve anlayış ile yazılmıştır. OLAY ÖRGÜSÜ Fransız İhtilali öncesinde haksız yere hapse atılan Doktor Manette kızı Paris’ten ayrılıp, İngiltere’ye yerleşir. Doktor Manette’in kızı orada aristokrat bir aile olan Evromonde'lerin oğlu Charles Darnay ile evlenir. Danay ihtilal sırasında gelen bir mektup üzerine Paris’e dönmek zorunda kalır ve sadece aristokrat olması sebebi ile idama mahkûm olur. Doktor Manette ve kızı, Danay’ı kurtarmak için Paris’e gider
İki Şehrin HikayesiCharles Dickens · Arkadaş Yayıncılık · 201676,4bin okunma