ribuvar

ribuvar
@ribuvar
1922 ya da 1923 yolları olabilir. Fransızlar bir kez daha Amud'a gelmişler. Fransız generali ağaları bir harmana toplayıp sormuş: -Bizden isteğiniz nedir? İsteyin, verelim.. -Bizden silahlarımızı almayın. -Birkaç sene vergi almayın. -Otlaklardan kira almayın. Fransız komutan gülerek -Tamam, Fransızlar sizden hiçbirini almayacak, yanıtını verip gidiyor. Bu toplantıda nedense hiçbir Kürt ağasının aklına milli kimliği gelmiyor. Öyle ki, ağaçlardan biri Cizre'nin yönetimini bile talep etse Fransızlar dünden razı. Bir defasında Amud jandarma komutanına sordum -Allah'ını seversen doğru söyle, neden Cizreliler'i jandarma yapmıyorsunuz? Komutan "Bizim bir tek körümüz kalıncaya kadar Cizre'den kimseyi jandarma yapmayız." demişti bana.
Sayfa 102·Kitabı okudu
Reklam
Suriye resmi tarihi Kürtlerin Fransızlara karşı olan direnişini anlatmaz;Kürtleri kendi duşmanı sayar. Beyandur olayında görüldüğü gibi, Fransızlar tamamen Kürtler tarafından durdurulmuş ve yenilgiye uğratılmıştır. Arap olan Beyandur Kaymakamı ise Fransız işbirlikçisi olduğu için öldürülmüş. Beyandur olayında Fransız gücünü kırıp komutanı öldürenler Kürtlerdir. Oysa Arap şovenistleri hâlâ bile, "Kürtler başka yerden gelmiştir." diyerek Fransızlara karşı savaşanların yalnız Arap olduğunu iddia eder.
Sayfa 100·Kitabı okudu
Fransızlar 1920 yılında Cizre’ye gelerek ana karargâhlarını Qıregero köyünde kurdular. Yerleşir yerleşmez de yöre halkına karşı şiddete başvurdular. Birçok Kürt ileri gelenine hakaret edip, yerlerde süründürüyorlardı. Bu zulüm dalgasında, ilk olarak Dorıka köyünden Ebas’ın ölümüne neden oldular. Bütün bu eziyetlerden dolayı Kürtlerin nefretini kazandılar. Kürtler ise onlardan intikam alacakları günü bekliyorlardı. Sınır bölgesindeki sorumlu vali İsmail Hakkı Bey, Kürtler ile Fransızlar arasında laf taşıyarak Kürtlere eziyetin artması için ortalığı kızıştırıyordu. Kürtlere, “Bu Fransızlar gavurdur, onların himayesini kabul etmek daha gavurluktur.” derken Fransızlara da, “Kürtler acımasız, yabani, kan dökücü insanlardır. Eğer şiddet kullanmazsanız onlarla başa çıkamazsınız,” diyor, böylece iki tarafı da birbirine karşı kışkırtıyordu.
Sayfa 98·Kitabı okudu
Ülkedeki Kürtler, Türklerin işgalindeki Kürtler, yani müslüman Kürtler bir yazılı belge imzalayıp gönderdiler. -Biz sadece müslümanız ve müslüman Türk kardeşlerimizden ayrılmak istemiyoruz. Bağımsızlık isteyenler Kürt değildir ve biz onlara inanmıyoruz. Bu belgeyi tanınmış tüm Kürt aga ve şeyhlerine imzalatıp mühürlettiler. Mühürleyenlere birer "anahtarlı" tabir edilen tüfek, bir kısmına da para verdiler ve o sayfa böylece kapandı. Dışarıdan bağımsız Kürdistan etkinliği yürüten kişi Süleymaniyeli Şerif Paşa'ydı. Avrupa'da resmi olarak Ermenileri Nubar Kürtleri ise Şerif Paşa temsil ediyordu. Şerif Paşa Kürt aga ve beylerinin Türklerden yana tavır almasına üzülerek bir daha Kürdistan topraklarına ayak basmamaya yemin etti. Derler ki birinde Bağdat'a gelmiş. Kürt gençleri onu Süleymaniye'ye davet etmişler. Reddetmiş: -Gelmemeye yemin ettim, yeminimi bozamam.
Sayfa 67·Kitabı okudu
Ruslar ne yapacaklardı boş toprakları? ... Bu yüzden bazı Kürt ileri gelenlerine çağrıda bulundular: "Sizi öldürmeye, yalana gelmedik; size devlet kurmaya geldik, özgürleştirmeye geldik. Topraklariniza dönün, ülkenizi kurun." Bu bir işbirliği önerisiydi. ... Yarım saat sonra şeyhten cevap geldi: "Valla Cemil, ben yetmiş yasındayım. Bu yaştan sonra müslümanlarin namusunu Rus ayakları altına atamam. Ama eğer bir ülke kuracaksanız varın kurun, beni karıştırmayın. ... Bu olayların hatırladığımız zaman elimize birçok fırsatın gelip geçtiğini görürüz. Ama bütün bunlar şeyh ve ağaların eline geçmiştir. Çünkü onların dışında muhatap yoktu Kürdistan'da. Hayır da şer de onlardan sorulurdu.
Sayfa 54·Kitabı okudu
Reklam