buketkolayoglu

buketkolayoglu
@riddleslibrary

buketkolayoglu

, bir kitap okudu
8/10
·432 syf.··
Beğendi
·
8 günde okudu
·
2021 19. kitabı
Casey McQuiston
8.2/10 · 1.227 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
10/10
·648 syf.··
2021 18. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 22 Mart 2021 11:09
Tarihi dönem kitaplarında İngiltere'yi anlatmak deyince aklımıza ilk gelen yazar Philippa Gregory'dir sanırım. Ben henüz 3 kitabını okusam da kitaplarından uyarlanan birkaç diziyi daha izledim ve gerçekten hepsini aşırı sevdim. Fakat şu an dizilerinden bahsetmeyeceğim. Eğer okuma sırasını soracak olursanız ki ben çoğu olayı bildiğim için sıraya göre okumuyorum ama yine de kitapların bazılarının gerçek tarihteki olay sıralamasına göre yazayım. Beyaz Kraliçe - Beyaz Prenses - Mahkum Prenses - Boleyn Kızı - Boleyn Mirası - Kraliçenin Soytarısı - Bakirenin Aşığı -Öteki Kraliçe Gerçek olayları anlatan, biyografi şeklinde olmayan kitaplar bunlar. Yani hayat hikayesi var, evet ama bu sıkıcı bir tarih dersi gibi anlatılmıyor kesinlikle. • KONU • Kitapta da Jane Boleyn, Cleves'li Anne ve Katherine Howard arasında geçiyor. İkisi, VIII.Henry'nin eşleri yani. Tudor hanedanının entrikalı yapısı çok iyi bir şekilde yansıtılmış. Bu üç kadının en büyük ortak noktası, hayatlarının hem sonunda hem zirvesinde olan Henry'nin hastalıklı bencilliğini görmezlikten gelip, kraliçe olmak için çabalamaları. Yanlış anlamayın, hepsi güçlü kadınlar fakat Henry'nin olduğu yerde mantık aranmıyor zaten. Üçünün en büyük farklılığı ise ölüme yürüdüklerini bilirken sahip oldukları masumiyet dereceleri. Olaya bir anlığına İngiltere ve Tudor dönemi olarak bakmazsak; kadının varlığının hiçbir anlam ifade etmemesi ya da tam zıt bir çarpıklıkla erkeğe adanmaktan ibaret olması, aslında tarihin tekerrür girdabından hiç kurtulmadığının da bir raporu gibi. Yazarın okuduğum her kitabına bayılıyorum. Bu da müthişti, kesinlikle okumanızı öneririm.
Boleyn MirasıPhilippa Gregory · Artemis Yayıncılık · 20091,382 okunma

buketkolayoglu

, bir kitap okudu
10/10
·648 syf.··
6 günde okudu
·
2021 18. kitabı
Philippa Gregory
8.3/10 · 1.382 okunma
8/10
·528 syf.··
2021 8. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2021 11:16
Size yine tarihi bir dönem kitabıyla geldim. Şaşırdık mı, hayır. Yazar, gerçek tarihe uygun yazıyor olayları ama diyaloglar ve bazı minik olaylar kendisinin hayal gücüne bağlı oluyor tabii ki. Kitabın teşekkür kıssımda bundan bahsetmiş. Ve şunu söylemek istiyorum bu tarz gerçek hayat hikayeleri anlatılan dizi/ kitap veya filmlerden bahsettiğim bir video çektim haftaya youtube kanalıma atacağım o yüzden okuma sıralamasından hiç bahsetmeyeceğim şu an. Philippa Gregory artık ismi orta çağ kraliyet yıllarını anlatan yazar olarak bilinmekte. Beyaz Kraliçe kitabının geçenlerde dizisini izlemiştim (The White Queen) ve "eh" dediğim bir dizi olmuştu. Her ne kadar gerçek hayat hikayesi olsalar da kralı veya kraliçeyi sevmediğim zaman gözümden düşüveriyorlar hemen. Örneğin bu kitapta ve dizisindeki ana karakter olan, gerçek tarihteki ismiyle de Elizabeth Woodvile'i sevmiyorum. Tudor hanedanın daha güçlü olduğunu düşünmemden anlayabilirsiniz zaten bunu. Ama yazar çok güzel bir kaleme sahip. Krallık kitabı olduğu için doğal olarak politik kısımlar vardı ama Stefan Zweig'ın Mary Stuart kitabındaki gibi cok kafa yoracak derecede değildi. • KİTABIN KONUSU • York’lu bir adamın dul eşi ve iki erkek çocuğa sahip Elizabeth Woodville ’ın ağzından okuyucuya aktarılıyor. Lancaster’lı Kral IV. Edward’ı bir gün yol kenarından geçerken annesinin de büyüleri yardımıyla kendine aşık edip sadece annesinin dahil olduğu bir törenle evlenen Elizabeth her ne kadar evlilikleri onay görmese de kraliçe olarak yer edinmeyi başarmış, güzelliği,hırsı ve doğurganlığıyla herkesin hayran olduğu bir kadın haline gelmiştir. Sürekli değişen dengeler arasında Elizabeth kadınların istemediği evlilikler yapan ve sadece erkek doğurması istenen varlıklar olduğu bir zamanda gücüyle düştüğü yerden tekrar sağlam bir
Beyaz KraliçePhilippa Gregory · Artemis Yayınları · 2010816 okunma
9/10
·496 syf.··
2021 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2021 19:56
Öyle bir kitabın yorumuyla geldim ki... Kitap 3.kişi ağzından yazıldığı için beni zorlar diye düşünmüştüm çünkü genelde bir karakterin ağzından yazılmayınca zorlanıyorum okumakta. Fakat bunda hiç zorlanmadım. Yazım dili olarak gayet akıcıydı ama konu bayağı derin olduğundan arada sıkıldığım yerler oldu. "Artık olaylar çözülmeye başlasın." dedim bazı yerlerde hatta. Kitabın ilk yarısını okurken "eh" diyebileceğim bir kitapken, son 150 sayfa sayesinde "YUUUHH BUNU BU MU YAPMIŞ?!" a döndüm. Son yerlerde olaylar teker teker ortaya çıkmaya başladı, arkadaşlarının gerçek yüzleri çıkmaya başladı. Kitap, şimdiki zaman (2016 yılı) ve bir de büyük olayın olduğu yıl (2005) arasında gidip geliyor. Bu arada bu yorumda hiçbir spoiler yok. Yani ileriki satırlarda Gökçe'nin katilini bulmaya çalışıyorlar dediğimde spoiler yediğinizi sanmayın. Yemediniz çünkü bu zaten arka kapakta ve kitabın ilk sayfalarında yazıyor. Kitap bunun üzerine olan olayları ve olayların çözülüşünü ele alıyor. Son sayfalar için MÜKEMMEL bir kitaptı. Ağzım açık kaldı resmen her sayfada. Ve son olarak diyeceğim sey SPOİLERLI. Kızlarının adını Gökçe koymaları, Alper'in son sahnede şarkıyı söylerken gözlerinin önüne Gökçe'nin gelmesi, hatta Burcu'nun gidişi bile bayağı etkiledi beni... • • KONU • • Kitap Gökçe ortadan kaybolmadan önceki lise süreci ve Gökçe'nin başına gelenlerden 11 yıl sonrası olmak üzere iki farklı zamanı bize anlatıyor. 2005 Ağustos ayında Gökçe, bileğine siyah bir kurdele bağlı şekilde ölü bulunuyor. Gökçe'nin ölümünden önceki süreçte arkadaşlarının birbirleriyle olan arkadaşlık ve sevgililik ilişkilerinden bahsediliyor. On bir yıl sonra, başka bir kadının da aynı şekilde ölü bulunmasının ardından Gökçe'nin dosyası tekrar açılıyor. "Kitap boyunca acaba katil bu mu?" dediğim çok karakter oldu
Ölüler KonuşamazDilara Keskin · Ephesus Yayınları · 20228bin okunma