Okul kütüphanesinde kitapları karıştırırken karşıma çıkan yazı!..🗒️
Ben seni sevdim yâr, halimi bil yâr...' diye başlayan bu satırlar,içerisindeki el yazısının naifliğiyle birleşince zaman duruyor sanki.
1999 yılının sonbaharından bugüne sarkan bu not, aşkın ve hüznün değişmeyen döngüsünü hatırlatıyor.
Kütüphane rafları sadece kitap değil, böyle yaşanmışlıkları da saklıyor."
Asıl işgal, toprakların yabancı askerlerin postalları altında ezilmesiyle başlamaz. Asıl işgal, bir milletin kendi kavramlarıyla düşünmeyi bırakıp, kendisine dayatılan yabancı bir dille ve o dilin zihniyet kalıplarıyla dünyayı anlamlandırmaya başladığı an gerçekleşir.
Ben-Yehuda, Filistin topraklarına adım attığı andan itibaren evinde sadece İbranice konuşulmasını şart koşmuştu. Çocuğuna modern dünyada İbranice ilk kelimeleri öğreten baba olarak, bir dilin laboratuvarda değil, evde, çarşıda ve hayatın tam içinde dirileceğini kanıtladı.
Dil varsa, millet vardı; dil yoksa, coğrafya da yoktu...