Saadettin Acar’ın "İmkansız İnsan" adlı eseri, modern çağın gürültüsü içinde insanın kendi özüne, ruhuna ve kaybettiği değerlere yaptığı bir içsel yolculuğun manifestosu niteliğindedir. Kitap, bir "kişisel gelişim" kitabından ziyade, maneviyat odaklı bir "kişilik inşası" rehberi olarak öne çıkıyor.
Günümüz insanının en büyük trajedisinin "kendine yabancılaşma" olduğunu savunur.
Kitap boyunca yazar, modern dünyanın sunduğu hız, konfor ve yüzeysellik karşısında insanın nasıl bir "imkansızlığa" sürüklendiğini anlatır. Buradaki "imkansızlık", ideal olanın ulaşılamazlığı değil, modern insanın kendi hakikatini yaşama konusundaki irade kaybıdır.
Saadettin Acar’ın dili oldukça lirik, naif ve davetkâr. Okuyucuya parmak sallayan bir öğreticilikten ziyade, dertleşen bir dost edasıyla konuşuyor.
Yazarın "imkansız" olarak nitelediği insan tipi; hırsların, vitrinlerin ve geçici heveslerin ötesine geçebilen insandır.
Dünyanın bütün gürültüsüne rağmen kendi sessizliğini koruyabilen, "varken yok olmayı, yokken var olmayı" başarabilen kişidir.
İnsan, eksikliğini kabul ettiği an tamamlama yolculuğuna başlar. İmkansız İnsan, bu eksikliğin farkına varma çabasıdır.