Evlilik yolculuğunda sizlere eşlik edecek yirmi ilkenin Kur’ânî, Nebevî ve bu konuya dair yapılan araştırma bilgilerinin biraraya getirildiği isminin hakkını veren çok güzel bir rehber. Her ilkeye ayet ile başlayıp ayeti sorularla açıp kaynaklar ile teyid edip, sorunlara temas edip, metod/pratikler serdedip sonrasında sizi harekete geçirecek size yardımcı olacak çözümler ile bitiriyor. Yazarın kitapta verdiği bilgiler kişisel gelişim ve aile danışmanı gibi psikoloji alanındaki bilgileri kapsacak donanımda, bakış açısında olması beni kendine çeken tarafı oldu açıkçası. Gerçekten dolu dolu bir eser. Samimi olarak söylüyorum çok kıymetli bilgilerin harmanlandığı, bir araya getirildiği bekar evli herkesin okuması gereken bir eser.
“Size iki şey (emânet) bırakıyorum. Bunlara sımsıkı sarıldığınız müddetçe sapıklığa düşmezsiniz: ‘Biri, Allâh’ın kitâbı Kur’ân, Diğeri Rasûlü’nün sünneti.” (Muvatta)
__
“Sünnet Bilinci Dersleri” 32 ders başlığıyla ayet ve hadisler bağlamında farklı konulardan oluşmaktadır. Ben kitabın içeriğini çok beğendim gerçekten.
Her ders konusunun içeriğinde ayrı olarak, hadis’in sıhhat durumuna/usulüne dair ‘Kavramlar’, hayatımıza taşıyacağımız ‘Nebevi Pratikler’, sünneti ihya etmek adına ‘Unutulmuş Sünnetler’, Sahabe Efendilerimizden ‘Nebevî Mirasın Şahitleri’ adında hatıralar, Tabiîn neslinden itibaren günümüz âlimlerimizden örnekler olarak ‘Nebevî Mirasın Sadıkları’, Dersin içeriğinde geçen kıymetli zatlara dair az,öz bilgiler ve en sonda da ‘Nebevi Mirastan Hisseler’ başlıklarıyla okuyucuyu doyuran zengin bilgilere yer verilmiş gerçekten.
Hayatımızda Nebevî Sünnet’i inşa etmek ve içinde bulunduğumuz ahir zaman çağında tahrip edilen, yozlaştılan, çarpıtılan ‘Hadis/Sünnet’ bilincini, şuurunu ihya etmek adına okunulması gereken çok kıymetli bir eser. Okumalarınız arasına katmalısınız derim.
“İç dünyasını imar edebilenler, dış dünyayı da hakkıyla imar etmişlerdir. Kendini aşabilenler başkalarına rehberlik edebilmiştir. Nefsini aşamamış insanların hicret edebilmeleri de mümkün değildir.”
İnsanın iç dünyasını imar edebilmesi için bedenin ana merkezi olan ‘kalb’i ıslah etmesi, pisliklerden, kötülüklerden arındırması, diriltmesi lazım ki bu uyanış vesilesiyle kalbi ihya ve inşa etmekle doğru bir şekilde tefekkür edebileceği bir hira haline getirebilsin. Bu doğrultuda hareket eden beden daha doğru kararlar neticesinde hicret meselesiyle dış dünyasını imar edeceği adımları atabilsin kendi içinde başlattığı göçü dış dünyaya hicret/yolculuk ile aşmış olsun. Kendisini inşa eden insan bu vesileyle başkalarını ihya etmek için hicret gibi bir adımı hayatında atabilsin. “Hakiki muhacir de hata ve günahları terk eden kişidir.” (İbn Hibbân, Sahîh, 7/178) buyruğuyla hakiki muhacir vasfını takınabilsin.
___
‘Göç/ Hicret’ serlevhası altında siyer dergisi bu başlıkta günümüzce tartışılan çok önemli bir meseleye yer vermiş gerçekten. Bu kavramı sadece bedensel olarak yapılan bir olgu olarak değil, farklı konumlarda da ele alarak bizlere geniş bir bakış açısı sunmakla genişletmekte. Ve çok güzel yazılara, sunumlara yer vermekte. İmkanınız olursa okumalarınız arasına eklemenizi tavsiye ederim.
“Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul.” (İnşirâh/ 7)
Bu ayeti kerime müslüman duruşunu anlatır bize. İnanan insan sürekli hareket halindedir. Hakikati arama yolunda alıp verdiği nefesin mesuliyetini hissederek yaşar. Mehmet Özger, yürüyüşte olan insanın güzergahını çizerken bazı manzaralara dikkat çeker.
Güzergahını da bizce, Sezai Karakoç’un “kutsal”ı sanat ve medeniyetle anlamlandırdığı şu cümleler üzerine kurar: “Öyle ki, bizim anlayışımızda, din, uygarlık ve metafizik, birbirine kopmaz bağlarla kenetlenmiş, birbiriyle iç içe geçmiş, birbirinden ayrılmaz, somut bir hakikat bütünü, yaşantısı ve tarihidir“
Kutsal, sanat, medeniyet bağlamındaki güzergahta tefekkür ve temaşayı gerektiren manzaralardan bazısına bakalım:
“Kapılar hayatımızın kendisi, hayatımızı başlatan ve bitiren kapılar.”
Kapılar medeniyetimizin kadim anlatıcılarıdır. Her kapı ifade ettiği anlam itibariyle çağlara açılır.
“Birine kapı olmak, bir şeye kapı olmak ne kadar kıymetlidir.”
Dar zamanlarda yetişen ve yetişilen kişi tüm sıkıntılarını feraha kavuşturacak bir inşirah kapısına nail olurlar. Ya Fettah ismi her iki taraf için de tecelli etmiş olur. İşte o zaman yaptığımız şeyin ne kadar kıymetli ve neden kapanmayacak bir hayır kapısı olduğunu anlarız. Çünkü bir insanı darda bırakmayanı, Allah’ta darda bırakmaz.
“Biz bu dünyanın içinde olacağız ama dünya bizim içimizde olmayacak.” diyerek,
dar kapıdan geçtiğimizde dünyayla aramıza mesafe koymamız gerektiğini çarpıcı bir ifadeyle anlatır Mehmet Hocamız. “Sahip olduklarımız bize sahip olursa o zaman batmışız demektir.” diyerek eşyaya ve ömrümüze sahiplik değil de bir emanetçi olduğumuzun idrakine varmamızı sağlar. Hani derler ya “dünyada bir garip ve yolcu gibi ol” diye nasıl yolcu olan kişi geldiği yerde bir misafir
Büyük GündemMehmet Özger · Zarif Yayınları · 202232 okunma
‘Hz. Yûsuf Kıssası’ hacmi kalın, içeriği zengin bilgilerle donatılmış Yûsuf Suresi’nin 111 âyet’ini 111 mesaj ile cevaplandıran çok güzel bir eser gerçekten.