Bak, yine bir başına kaldın gördün mü? Hiç beklemediğim bir yerden gelmişti darbe. Karşılık vermeye gücüm değil vicdanım yetmemişti, hayal kırıklıklarım cam bulmuş ayağıma batıyordu sanki yürüdüğüm her an, oysa ben koşmak istemiştim.
Şimdi duymak istemediğim bir şeyi duyduğumda bakakalıyor, görmek istemediğim bir şeyi gördüğümde gözlerimi kapatamıyordum çünkü bir çocuğun sahip olduğu kendini koruma içgüdüsünü kaybedeli çok uzun zaman oluyordu.
Telefondaki sessizlik tuhaftı. “Sence hep böyle mi olacak?”
“Ne böyle mi olacak?”
“Yani ne zaman dünya bize aitmiş gibi hissetmeye başlayacağız?”
Ona dünyanın asla bize ait olmayacağını söylemek istiyordum. “Bilmiyorum,” dedim.