Sayfalarca anlatsa biri, anlatmış olsa; herkese, her defasında; kimse anlamasa. Binlerce kağıt, yüzbinlerce harf yan yana; çığlık atsa satırlar, geceleri kabuslara dolansa. Kan, ter içinde uyansa insan; sırf yüzünü yıkayıp tarayabildiğinden, herkes her şey yolunda sansa. Daha. Daha. Daha fazla isterler. Vermelisin onlara.
Dünya, biraz bulanık bugünlerde.
Ya da sebebi göz yaşları.
Görmek istediğimden değil aslında, göreceğimi gördüğümden de değil görmedim henüz biliyorum; yine de bazen sadece, gözlerimi kapatmak ve öyle kalmak istiyorum. Belki kulaklarım da duymak istemezler o zaman. Ve biliyorum ki eğer ağzımı açıp da tek kelime edemezsem, kıpırdayamazsam yerimden; kalbim çarpmazsa bir daha, acıyı hissedemem.
İyileştirmek için uzandıkları yaraların dibi kurumuş kan, kabuğu kalksa acısı kalır. El uzansa anıları ayağa kaldırır. Şimdi içine dert olsa, dönse o adam; ne kabuk soyulur elini tutar ne de kabul eder şifasını yaram.