beyza

beyza
@ringwanderunng
Bütün yanılgılar ben diyerek başlar.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Felsefenin 'soyut'luğu, felsefe yapan kişinin 'soyutlanma' gereksiniminden -ve zorunluğundan ileri gelir : Toplumuna, çevresine, yakınlarına; giderek, her türlü 'çevrelenmişliğe', 'ilişkililiğe', 'biraradalığa' yabancılaşması - en sonunda, bütün 'dünya' dan soyutlanması - - giderek daha yalnız; en sonunda da, yapayalnız, tek başına kalması ... İşte bu süreç, dolaysız olarak felsefenin yapısından çıkan bir zorunluğa dayanır: Felsefe yapan kişi, kendi üzerinde ("içinde") gittikçe daha derine giden sorgulamalarını yürüttükçe, 'kendisi' de gittikçe yoğunlaşan, aynı zamanda da çevresi uçurumlaşan bir biçimde, düşünceleriyle düz oranhlı olarak, derinleşir : 'kendi'nden uzaklaşır, 'kendi'ne yabancılaşır, 'kendi'nden soyutlanır - kendi kendisi için anlaşılmaz hale gelir. Felsefenin varabileceği son anlam noktası, tam anlamsızlığın son noktasıdır.- Felsefe, anlamsızlığın en sonuna ulaştığında, tam anlamlılığa da ulaşmıştır.- Felsefenin son anlamı, anlamsızlığın sonudur ...
Felsefe, olduğu gibi, olduğu yerde -yazıldığı gibi durmaz: genişler, incelir, yayılır, uzaklara gider -sonra, geri gelir, yaklaşır, derinleşir, odaklaşır : gittikçe yoğunlaşıp ağırlaşarak küçülen bir küre gibi olur - bir nokta gelir, artık seçilemez; tamamiyle anlaşılmaz olur. O nokta, işte, tam anlamını tam olarak bulduğu noktadır.
felsefi yaşantı
Kişi, kendisi için anlaşılmaz olan, ama derinden yaşadığı birşeyi, ona karışarak anlaşılmaz kılan katışıklardan arındırıp, saf bir hale getirirken, onu, anlamına uygun düşen bir kavramlar bütününe de yerleştirebilirse, bir yaşantıyı felsefi olarak dilegetirmiş olur.